TRT Genel Müdürü, Türkiye’nin Eurovision’a katılmama gerekçesini şöyle açıklıyor mesela: “Avusturyalı birinci olan sakallı, etekli, cinsiyet kabul etmeyen, herhangi bir cinsiyeti olduğunu söylemeyen, ‘Aynı anda hem erkeğim hem kadınım’ diyen birini saat 21.00’de, çocukların seyrettiği bir zamanda ben canlı yayınlayamam ki.”
Ayrımcılığın dik âlâsı!
Hemen her yerde bu yaklaşıma maruz kalan translar hayatın her alanından dışlanıyor, sonra da tenkit ediliyor.
İnsanlara cinsel kimliklerinden ötürü hiçbir fırsat tanımayıp, onları işsiz aşsız kılıp, sonra da mecbur bırakıldıkları yaşamlarından ötürü onları dışlayan ve/veya yargılayan bir toplumda bu yaklaşımı, bu ayrımcılığı besleyen kamu kurum temsilcileri olması hazindir.
Eğer bu ülkede okumuş, meslek sahibi olmuş, hatta yüksek lisans yapmış translar her yerden dışlandıkları için seçeneksiz kalıyor, seks işçiliği yapmak zorunda bırakılıyorlarsa, bunun nedeni onlar değil, onları devlet televizyonu da dahil olmak üzere her yerden kovanlardır.