Pakrat Estukyan: Yaşadığı alanın dışında da yaşam olabileceğini algılamakta zorlananların varlığı gerçek

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Cumhuriyetin ilk yıllarında izlenen iskân politikaları neredeyse tüm tek parti rejimi süresince etkin olmuştu. Bu hassasiyet doğası gereği insanların seyahat imkânını kısıtlayan bir özellik taşıdı. Ancak çok partili sistemle birlikte hem yasaklamalar kalktı, hem de karayollarında baş döndürücü gelişmeler yaşandı. 2000’li yıllarda Türkiye’deki karayollarına, hele ki o yollarda bulunan mola tesislerine bakıldığında, bütün ülkenin yollara dökülüp bir yerlerden başka bir yerlere hareket halinde olduğu izlenimi oluşuyordu. Son 10-15 yıl ise, bir yandan hava ulaşımının lüks bir ihtimal olmaktan çıkması, diğer yandan ‘Erasmus’ benzeri organizasyonların erişilebilirliği sayesinde, yurtiçi ve yurtdışı seyahatler yapmasına, dünyayla tanışmasına imkân sağlıyor.

Ancak yaşadığı alanın dışında da bir yaşam olabileceğini algılamakta zorlananların varlığı da bir gerçek. O yüzden de, Cumhurbaşkanı’nın “Havaalanlarımızı kıskanıyorlar” sözüne inananlar veya son başbakanın “Zeytin mi önemli, tesis mi?” sorusunu onun beklentisi doğrultusunda cevaplayanların sayısı hiç de az değil.

Unutulmaması gereken nokta tam da burada karşımıza çıkıyor. Hükümetin HES projelerine veya maden işletmelerine en yoğun tepki gösteren şehirler, aynı zamanda AKP’nin en yüksek oy oranına eriştiği alanlar.

Pakrat Estukyan’ın yazısı