Yüksek bürokrat atamaları için parlamenter sistemde “üçlü kararname” denilen, bakan, başbakan ve cumhurbaşkanı imzası gerekirdi. Şimdi Cumhurbaşkanı 500’den fazla yüksek bürokratı sadece kendi imzasıyla atayacaktır.
Atamalarda Meclis denetimi olmaması Cumhurbaşkanı’nı Amerikan başkanından daha güçlü hale getiriyor.
Sistemin müelliflerinden Prof. Mustafa Şentop’un dediği gibi, “Cumhurbaşkanı partisinin de genel başkanı olarak yasama politikalarıyla ilgili birtakım direktifler verebilir.” (25 Haziran)
Disiplinli parti kavramı da bunu sağlar.
Amerika’da ise ne parti disiplini, ne genel başkanlık vardır; senatör ve temsilciler önseçimle belirlenir, başkanın hiç rolü olmaz, “direktif” vermesi de söz konusu değildir.
Bizde Cumhurbaşkanı böyle yasama konusunda çok güçlü olduğu gibi
HSK atamalarıyla yargı yönetiminde de güçlüdür.