Türkiye’yi İsrail’i korumak için seferber edenlerin niyetleri nasıl sorgulandıysa, bu ülkeyi ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinin koruma kalkanı haline getiren anlaşmalar, ittifaklar, planlamalar sorgulanmalıdır.
AB’nin ya da üyelerinin taşeronluğunu üslenecek, onlar adına sınırlarını koruyacak, mülteci akınını kendi topraklarında tutup AB’yi rahatlatacak bir ülke değiliz artık. Ne onların askeriyiz, ne sınır muhafızlarıyız, ne de Avrupa rahat uyusun dile uykumuzu kaçıracak bir ülkeyiz.
Bu aklı, bu duruşu, bu feraseti bütün coğrafyaya yaymalıyız
1950’lerden bu yana onlar adına savaştık, onların güvenliği ve refahı için öldük, onların beğenilerine göre birbirimizi boğazladık, dost ya da düşman olduk. Onların tercihlerine göre iç politikada taraf tuttuk, akrabalarımızla kavga ettik, birbirimize düşmanlaştık.
O dönem bitti, bitmeliydi de. Artık Washington için, Brüksel için, Londra ya da Berlin için alınan kararların, milletimiz için hiçbir anlamı yoktur, olmayacak da.