Atlar eziyet gördüğünden Adalar’daki faytonların kaldırılmasına karar verildi. Yüzbinlerce imza toplandı. Sonunda İBB elektrikli araçların Adalar’da hizmete sokulacağına dair bir açıklama yaptı. Bu aynı zamanda Adalar’ın trafiğe açılması anlamına geliyor ama o başka konu. Hayvanseverlerin argümanları elbette sağlam. Atlara eziyet edilmesin. Benim de argümanım sağlam. Atlar yok olmasın. Eziyeti ortadan kaldırmak lazım. Evet ama bu kadar plansız, aleleacele olması doğru mu? 1500 kadar atın akibeti hakkında bilginiz var mı? Emekli olup bir sahil kasabasına mı yerleşecekler? İBB’ye mesaj atarak atların akibetini sordum. Gelen yanıt, “Bu konuyla ilgili açıklama yapılacak” falan. Sanırım eziyetin göz önünden kalkması önemsenmiş. Başka bir yerde bu atları mezbahaya mı yollayacaklar? Doğaya mı salacaklar (O nasıl olacak, bu atlar doğada yaşayabilir mi?) O konuyu kimse gündeme getirmiyor. Faytonlar konusunda okuduğum ilginç bir yazı geçen günlerde Hürriyet’te yayınlandı (“Faytonların kaldırılmasına karşıyım, kızmadan önce bir okuyun”, Yücel Sönmez). Burgazada’da oturduğunu öğrendiğimiz Hürriyet yazarı, faytonlar kalkmasın, denetlensin, atlar en iyi şartlarda varolmaya devam etsin demiş, eğer özetim başarılıysa. Ben de aynı fikirdeyim. Bu konu yeniden düşünülmeli. Atları korumak için atları kesin bir ölüme mahkum etmek ne kadar doğru? Atları hayatımızdan çıkarmak anlamına gelen faytonları kaldırma kararı gerçekten arzulanan amaca uygun mu? Umarım az kızarak okumuşsunuzdur.