ABD liderliğinin, dünyada sorun çözücü, düzen dayatıcı etkileri 35 yıldır sürekli geriliyor; ekonomik modelini çalıştırmak için kurduğu IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü, hatta BM Güvenlik Konseyi gibi kurumlar verimliliklerini kaybettiler. “Batı”, Afganistan, Irak, Libya’da başlattığı savaşları kazanarak düzen kuramadı. Kısacası ABD hegemonyasının gerilediği, yeni güçlerin “kurallara” uymak istemediği görülüyor.
Bu “revizyonist” güçlerden Rusya, aslında bir yükselme değil, restorasyon çabası içinde. Rusya’nın ekonomik derinliği, mali, teknolojik kaynakları, nüfusu, bir küresel hegemonya adaylığına uygun değil.
Buna karşılık Çin, ekonomik, teknolojik ve askeri olarak hızla yükseliyor. Çin ekonomisinin büyüme hızı, ABD’ninkinin neredeyse iki katı. Çin ekonomisi satın alma gücü paritesi (PPP) hesabıyla ABD ekonomisinin yüzde 119’na ulaştı; emek verimliliği de artmaya devam ediyor. Daha şimdiden dünyanın en büyük 20 ekonomisi için Çin, ABD’den daha büyük bir çekim merkezi. Çin’e yaptıkları ihracat, ABD’ye yaptıklarını geçti. Teknolojik gelişmelerde de Çin, ABD’yi yakalamaya başladı, kimi alanlarda geçiyor (Financial Times); “Tek yol Tek kuşak” projesi mekân düzenleme kapasitesine işaret ediyor. Çin, “Çıkarlarını ve küreselleşmenin geleceğini korumak için savaşmaya hazır olduğunu” (Halkın Günlüğü, 08/04/2018) her fırsatta açıklıyor.
Gerçek küresel hegemonya adayı Çin. Gelecekte, bir hegemonya savaşı olasılığı yüksek. ABD ve İngiltere, gelecekte, Çin’e karşı durabilecek, belki caydırıcı olabilecek, bir bloku şimdiden inşa etmek için, “uluslararası topluluk” kavramına dayanarak, Rusya karşıtlığını bir katalizör olarak kullanmaya çalışıyorlar. Suriye’de izlediğimiz “çılgınlığın” arkasındaki mantık da bence bu…