Birkaç ay önce kayınvalidenin eşi, yani damadın kayınpederi hayatını kaybediyor.
Kayınvalide kısa bir süre yas tutuyor, ama birdenbire çok neşeli bir görüntü vermeye başlıyor.
Bunun üzerine kayınvalidenin oğlu, damadın kayınbiraderi olan diğer Serdar durumdan işkilleniyor ve “bu mutluluk ve neşenin” kaynağını bulmak için annesini izlemeye alıyor.
Bir de ne görsün; annesi, kız kardeşinin kocası yani damadıyla ilişki yaşıyor. İlişki derken cinsel ilişki.
Bunun üzerine oğul Serdar, yanına dayısı yani damatla ilişki yaşayan kayınvalidenin ağabeyi Yusuf’u alarak damatla konuşmaya gidiyor.
Kavga çıkıyor.
Damat, sevgilisi olan kayınvalidesinin ağabeyini vurup öldürüyor.
Olay, bırakın Beyoğlu marjinallerini, Dallas marjinallerinin bile “Ulan nasıl bizim aklımıza gelmedi bu kadarı?” diye kıskançlıktan çatlatacak kadar “marjinal”.
Hele hele bütün bu marjinalitenin, “muhafazakârlık” maskesi altında yaşanmış olması, meseleyi daha da “marjinal” hale getiriyor.
Bu yazıyı “Ankara’nın bağları” türküsü eşliğinde okumanızı tavsiye ediyorum.
Çünkü Beyoğlu marjinalleri, “Beyoğlu’nda gezersin, kaynanayı seversin” marjinalliğine henüz ulaşmadılar!