Sabuncu ve Şık aylar sonra Cumhuriyet'te: Biz çıktık diye bu zulüm bitmiş değil

 

Tahliye edilen Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu ve muhabir Ahmet Şık, bugün aylar sonra gazetelerine giderek mesai arkadaşlarıyla buluştu.

Fotoğraflar: Cumhuriyet

İkili dün yargılandıkları davada tahliye edilmiş, gece yarısı Silivri Cezaevi’nden çıkmıştı.

Sabuncu tutuklandıktan 496, Şık ise 435 gün sonra yeniden gazete koridorlarındaydı. Gazetenin Şişli’deki binasında Sabuncu ve Şık’ı diğer Cumhuriyet çalışanları karşıladı.

Gazeteci Murat Sabuncu, “Bu medya şunu yaptı, bu medya grubu bunu yaptı” demek yerine gazeteyi nereye götürebileceklerinin hayalini kurduklarını ifade ederek Cuhmuriyet’in yayıncılığını nasıl büyütebileceklerini konuştuklarını, bir sorun olduğu ancak bağımsız medyaya da ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.

Sabuncu sözlerine şöyle devam etti: “Biz Türkiye’de ilk hedef değiliz ama umarım son hedef oluruz. Türkiye’deki fikir ve düşünce özgürlüğü biz çıktık diye bu zulüm bitmiş değil. İçeride hala çok sayıda gazeteci var. Tutuklu hak savunucuları var. Onun için biz bundan sonrası için de sadece kendi hakkımız ve hukukumuz için değil, Türkiye’deki bütün haksızlığa uğramış, mahalle ayırımı yapmadan hepsi için bir gazeteciliği yayıncılığı hayata geçireceğiz. Seçimler geliyor, herkesin hakkı hukuku için bu yayıncılığı büyük bir özveriyle yapmaya çalışacağız.”

‘Varlık-yokluk savaşı’

Gazeteci Ahmet Şık, tutuklandıkları zaman da serbest kalırken de hukuki bir karar olmadığını, buna siyasetin karar verdiğini dile getirdi.

Şık, ‘en büyük Türk yalanı’ olarak Türkiye’nin bir hukuk devleti ve yargının bağımsız olduğunun söylenmesinin göstererek ülkede iktidar yanlıları da dahil olmak üzere kimsenin hukuki ve can güvenliğinin olmadığını ifade etti.

Gazeteci sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunun ayırdına vararak herkesin pozisyonunu alması gerekiyor. Medyanın bu kadar kolay teslim olmasının en baş aktörü olarak gazetecileri görüyorum. Bu kadar örgütsüz oldukları için, mesleğin onuruna, ahlakına sahip çıkmadıkları için. Medyanın susturulması demek toplumun susturulması demektir. Bir kenara çekilmiş, izleyen ve kendisini kurtaracak kitleye seslenmek istiyorum; ben sessizliğin bir sesi olduğuna inanıyorum. Ben o sesi duymak istiyorum. Herkes kulak kabartıyor, ‘Ahmet ne diyecek, Murat ne diyecek, Cemal ne yapacak, Ayşe hanım ne diyecek?’ Ben de merak ediyorum, bu beklenti içindeki adamlar ne yapacak, ne söyleyecek? Çünkü bu artık bir varlık yokluk savaşı. Bundan sonra çocuklarımıza nasıl bir gelecek bırakacağımızla ilgili bir savaş. Medyanın şu andaki hali de bunun en önemli cephesi. Bu süreç Türkiye’de gücü tek başına eline geçirmiş bir iktidarın ne kadar tehlikeli olduğunu da bize kanıtladı ve aynı zamanda bağımsız, herkese eşit mesafede durmayı başarabilen bir medya organının da ne kadar önemli olduğunu bize gösterdi.”

Sabuncu, Şık ve beraberindekiler, üç tutuklu Cumhuriyet’çiden biri olan ancak dünkü duruşmada tahliye edilmeyen gazetenin icra kurulu başkanı Akın Atalay’ın doğum gününü kutladı.

Aylar sonra özgürlük: Gazeteciler Murat Sabuncu ve Ahmet Şık tahliye edildi