Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Yıldız Sarayı’nda düzenlenen “Vefatının 100’üncü Yılında Sultan Abdulhamid’i Anlamak” programına katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan buradaki konuşmasında, “Uzun yıllar Sultan Abdülhamid’e hakaret etmek, onun mirasını yok saymak, cumhuriyete bağlılıkla adeta özdeş hale getirilmiştir. Sultan’ın hakkını teslim edecek birkaç tespit bile bunların gözünde sizi cumhuriyet düşmanı yapmaya yeter de artar bile” ifadelerini kullandı.
Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şu şekilde:
Dünyanın son hükümdarı
İlber Ortaylı hocamızın ifadesiyle ‘dünyanın son hükümdarı, son evrensel imparatoru’ olarak kendi dönemine damgasını vurmuş olan Sultan Abdülhamid ne yazık ki ülkemizde uzun yıllar görmezden gelinmiş, ihmal edilmiş, hatta karalanmaya çalışılmıştır. Sultan 2. Abdülhamid, Türk düşünce hayatını esir alan katı ideolojik kutuplaşmanın en büyük kurbanlarından biridir. Üstüne yapılan onca tartışmaya rağmen hayatı, mirası, karakteri, eserleri, cumhuriyet dönemine olan etkisi en az bilinen hükümdar hiç şüphesiz Sultan Abdülhamid Han’dır.
Cumhuriyet rejiminin ötekisi
Ders kitaplarında adı ‘Kızıl Sultan’ olarak dahi geçirilebilmiştir. Bu ülkenin çoğu aydının, yazarının, akademisyen ve tarihçisinin gözünde kendisi sözüm ona 33 yıllık istibdat rejiminin başıdır. Kimi siyasetçilere göre Sultan, Gazi Mustafa Kemal’in karşıtı, cumhuriyet rejiminin ötekisidir. Uzun yıllar Sultan Abdülhamid’e hakaret etmek, onun mirasını yok saymak, cumhuriyete bağlılıkla adeta özdeş hale getirilmiştir. Sultan’ın hakkını teslim edecek birkaç tespit bile bunların gözünde sizi cumhuriyet düşmanı yapmaya yeter de artar bile. Hiç kimsenin bu kalıpların dışına çıkmasına da tahammül edilmemiştir.
Batılı ve Batılı zihniyetli kişiler
Birileri ısrarla bu ülkenin tarihini 1923’ten başlatmaya çalışıyor. Birileri inatla bizi, köklerimizden, kadim değerlerimizden koparmaya gayret ediyor. İçinde ana muhalefet partisinin başındaki zatın da olduğu bir çevre, cumhuriyete bağlılık kriteri olarak halen ecdat düşmanlığını esas alıyor. Bunlara göre Türkiye Cumhuriyeti, köksüz, tarihsiz, nevzuhur bir devlettir. Sadece coğrafyamızdaki varlığımız açısından baksak dahi ne Selçukluların ne de 6 asır boyunca cihana nizam vermiş Osmanlı’nın cumhuriyete tevarüs ettiği bir şey olmadığını öne sürüyorlar. Yine bunların nazarında, Osmanlı padişahları da lüks, şatafat, israf ve sefahat içinde yaşayan müsrif, basiretsiz şahsiyetlerdir. İşte bu şekilde ülkemiz yıllarca kimi Batılı ve Batılı zihniyetli kişilerin tamamen yanlış, yalan ve hatta husumet ürünü anlatımlarını kendi tarihimiz olarak gören bir zihniyetin pençesinde kıvranmıştır.
En önemli en vizyoner en stratejik zihne sahip…
Sultan Abdülhamid’i devletimizin son 150 yılına damgasını vuran en önemli en vizyoner en stratejik zihne sahip şahsiyetlerden biri olarak görüyoruz. Sultan’ın ufkunun, hayallerinin ve projelerinin Yıldız Sarayı duvarlarının çok ötesinde olduğunu artık hepimiz gayet iyi biliyoruz. Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri. İşte buyurun, eser ortada. Bunun içindir ki aleyhindeki onca kampanyaya rağmen milletimizin derin hafızasında Sultan Abdülhamid hep ulu hakan olarak tanınmıştır. Türk milleti onu, ‘Hasta değiliz, yatağından taşan bir nehre benziyoruz. Yapmamız gereken nehrin dağılmış kollarını tekrar yatağında toplamaktır. Bizi zinde tutacak yegane kuvvet, İslamiyet’tir’ tespitiyle hatırlıyor. Bu millet onu ‘Ben bir karış dahi olsa vatan toprağını satmam zira bu vatan bana değil, milletime aittir. Milletim de bu toprakları ancak aldığı fiyata verir. Bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir’ tespitiyle ve restiyle hatırlıyor.
‘Biz Afrin’de bunun için varız’
İşte Kudüs… Bu ara Kudüs’ü yaşadık. Olay bu kadar açık ve net ortada. Şu anda biz Afrin’de bunun için varız. Öyle sırada bu iş rastgele bir olay değil. Milletimizin gönlünde böylesine müstesna bir makama sahip olan Sultan II. Abdülhamid’e artık yeminli düşmanlarının kalıplarından bakmaktan herkesin vazgeçmesi gerekir. 33 yıllık hükümranlığı boyunca ayağına bastıklarının iftira ve yalanları üzerinden ona bühtan edenlerin devri artık kapanmıştır. Tarihi hakikatleri kabul etmek yerine onu kendi ideolojisine göre yeniden yazma teşebbüsleri artık başarısızlığa uğramıştır. Sultan II. Abdülhamid’e ve mirasına tarafsız, önyargısız ve ahlaklı bir şekilde yaklaşabilenler için ortada gerçekten göz kamaştırıcı bir hazine vardır.