Türkiye'den AİHM'e Demirtaş savunması: Anayasa Mahkemesi kararı beklenmedi

 

Türkiye’nin tutuklu HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) gönderdiği savunmada, Anayasa Mahkemesi (AYM) kararının beklenmediğine vurgu yapıldı.

Savunmada, vekil dokunulmazlıklarının kaldırılması da ‘terörle mücadele’ bağlamında değerlendirildi.

HDP’liler tutuklu vekilleri gündemine alması için AYM önünde. (Fotoğraf: DHA/Arşiv)

Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı’nca hazırlanan savunmada, vekilleri dokunulmazlıkların kaldırıldığı hatırlatıldı.

Vekiller hakkındaki soruşturmaların sayıları aktarılırken dokunulmazlıkları kaldırılanların arasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de bulunduğu, ikilinin yazılı ve sözlü ifade verdiği belirtildi.

Ayrıca Demirtaş ve HDP’lilere soruşturma başlatılmasına neden olan Kobani protestolarıyla özerklik ilanları ve yöneltilen suçlamalar hakkında genel bilgi iletildi.

‘İfadeye gitmedi’

Demirtaş hakkında 31 fezleke bulunduğu, Diyarbakır başsavcılığınca ifadesinin alınabilmesinin sağlanması için HDP liderine 6 Eylül 2016’da  bir davetiye tebliğ ettiği belirtilen savunmada şöyle dendi: “Ne var ki, başvurucu celpnamenin şartlarını yerine getirmemiştir. Nitekim, başvurucu 19 Nisan 2016 tarihinde, hakkında celpname çıkarılmadan önce TBMM’deki grup toplantısında, ‘Tek bir arkadaşım kendi ayağıyla ifade vermeye gitmeyecek. Nasıl götürüyorlarsa kendileri bilirler, bu iş öyle kolay olmayacak’ demiştir. Başvurucu hakkında celpname çıkarılmasına karşın ifade vermeye gitmediği için 4 Kasım 2016 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı’nın emriyle gözaltına alınmış olup gözaltı nedeni kendisine izah edilmiştir. Aynı tarihte Cumhuriyet Başsavcı Vekili ile iki savcı, başvurucunun ifadesini almışlardır. Sorgulama sırasında üç avukat hazır bulunmuştur. Başvurucuya isnat edilen suçlar ve kanuni hakları sorgulama esnasında kendisine ayrıntılarıyla izah edilmiştir. Başvurucu savcılık huzurunda soruşturmaya konu olan iddialarla ilgili olarak savunma yapmak istemediğini belirtmiştir.”

AYM hatırlatması

AİHM’e başvuran  HDP’li vekillerin Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru yaptıkları, Mardin milletvekili Gülser Yıldırım’la da ilgili AYM’nin karar verdiğini anımsatılarak şunlar kaydedildi: “16 Kasım 2017’de Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Gülser Yıldırım’ın bireysel başvurusunu değerlendirmiş ve başvurucunun ‘yasaya aykırı tutukluluk’, ‘ifade özgürlüğü ve siyasal faaliyette bulunma haklarının ihlali’ ile ‘soruşturma dosyasına kısıtlama getirilmesi’ iddialarının açıkça temelsiz oldukları ve başvurucunun ‘yasaya aykırı tutuklanma ve gözaltına alınmaya’ ilişkin iddiası bağlamında ise iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle başvurunun kabul edilemez olduğunu açıklamıştır. Anayasa Mahkemesi öteki başvurucular tarafından görülmekte olan davalara ilişkin yapılan diğer başvuruların değerlendirmesini sürdürmektedir.”

‘İç hukuk yolları tüketilmedi’

Savunmada, Demirtaş’ın başvurusunun reddedilmesi gerektiği belirtilerek ulusal mahkemelere ya da AYM’ye başvurulmadan, AYM kararı beklenmeden doğrudan AİHM’e başvurulmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşme’nin (AİHS) asli ilkelerinden olan ‘Yerindelik ilkesi’ ve AİHS’te belirtilen bireysel koruma sistemine uygun olmadığı vurgulandı.

Savunmada şu ifadelere yer verildi: “Nitekim bu durum ulusal yargı mercilerinin ve Anayasa Mahkemesi’nin varsa eksiklik ve ihmalleri gidermesine izin vermemektedir ve bu, AİHS tarafından devletlere tanınan takdir marjının icrasına engel olur. Bundan başka hükümet bu başvuruların emsal olarak kabul edilmeleri halinde, ulusal mahkemelere hiçbir gerçek başvuru yapılmaksızın AİHM’e çok büyük sayıda başvuru yapılabileceğini ve bu durumun sürdürülebilir olmayacağını ve AİHS sistemini risklere maruz bırakacağını eklemek ister. Bu durum AİHS’te ortaya koyulan koruma sisteminin etkililiğinde düşüşe yol açabilir ve Mahkeme’ye güveni olumsuz yönde etkileyebilir. Bu bakımdan Türk Hükümeti, mevcut iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması gerekçesiyle Mahkeme’den başvuruyu bütün şikâyetler bakımından kabul edilemez bulmasını talep eder.”

‘Kaçabilirler’

Savunmada, HDP’li milletvekillerinin yargı makamlarından gelen celpnameleri dikkate almayacaklarını ifade ettikleri ve hiçbirinin kendi istekleriyle ifade vermek üzere hazır bulunmadıkları ifade edilerek şöyle devam edildi: “Akabinde başvurucular hakkında yakalama ve gözaltı emirleri düzenlenmiş ve sorgulanmışlardır. Yargılamaların gerçekleştirilmesi için başvurucuların ifadelerinin alınması gerekmektedir, bu nedenle ilk aşamada ifadelerinin alınması için tutuklama kararları alınması ihtiyacı hâsıl olmuştur. Tutuklama kararlarını verirken sulh hâkimleri, somut deliller ve kaçma riski göz önünde bulundurulduğunda, şartlı tahliyenin yetersiz olacağına dikkat çekmişlerdir. HDP’nin haklarında soruşturma başlatılan bazı milletvekillerinin yurtdışına kaçtıkları, başvurucu Ferhat Encü’nün yabancı bir ülke için uçak bileti ile yurtdışına kaçarken yakalanması ve Nursel Aydoğan’ın kendisi hakkında yakalama emri olmasına rağmen hâlâ kaçak olması dikkate alındığında, bu durum başvurucuların kendilerine ceza verilmesi ihtimaline karşı yurtdışına kaçabilecekleri şüphesine yol açmaktadır.”

Terör vurgusu

Savunmada şunlar kaydedildi: “Hükümet, başvurucuların tutuklanmalarına ve tutukluluklarının devamına hükmeden kararların siyasal amaç güttüğüne ilişkin şikâyetlerinin özde objektif bir gözlemciyi tatmin edebilecek suç unsurlarının yokluğunda tutuklandıkları iddiasına dayandığını ifade etmek ister. Türkiye’nin çok sayıda terör örgütünün hedefinde olması nedeniyle terörle mücadele kapsamında çok sayıda tedbire başvurmak gerekmiştir ve söz konusu dönemde Türkiye çok sayıda bombalı saldırıya maruz kalmıştır. Terör örgütlerinin siyasetçiler tarafından desteklenmesi ve siyasetçilerin dokunulmazlıklarını istinaden terör örgütlerine destek vermesi nedeniyle Hükümet ve muhalefet partileri CHP ve MHP ortak hareket edip milletvekillerinin, dokunulmazlıklarına yaslanarak terörü desteklemesini önlemek için dokunulmazlıkları kaldırma kararı almışlardır. Bu açıklamalar göz önünde tutularak başvurucuların milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasının Hükümet tarafından muhalefeti engellemek için atılmış bir adım olduğu iddiası kabul edilemez. Türk Hükümeti ilk olarak AİHM’i başvuruyu genel olarak kabul edilebilirlik başlığına göre ve her bölüme göre yukarıdaki açıklamalar ışığında kabul edilemez bulmaya saygıyla davet eder.”

Türkiye’den AİHM’e ‘Demirtaş ve arkadaşları’ için 130 sayfalık savunma