Orhan Kemal Cengiz: Roboski'de cilaları dökülen devlet Gezi'de iyice çürüdü

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Polis şiddetini bilmem anlatmaya gerek var mı? Hepimiz gördük neler olduğunu. Kıstırdıkları göstericileri linç edercesine döven polisler; yoğun gazdan dolayı ‘kimyasal’ bir saldırıya uğramışçasına yerlerde sürünen, nefes almaya çalışan göstericiler…

Neden oldu bütün bunlar? Çünkü başbakanımızın kesin olarak talimatı vardı. O, Gezi olaylarının yıl dönümünde hiç kimsenin Taksimde eylem yapamayacağına karar vermişti. Onun bir çift lafıyla, bütün toplantı ve gösteriler suç haline gelmişti. Yabancı bir gücün istilasına karşı savunma oluşturur gibi on binlerce polis yığıldı Taksim’e ve başbakanın bu talimatına karşı gelen herkese feci bir şekilde had bildirildi.

Biz bu köhnemiş, çürümüş devleti çok yakından tanıyoruz. Roboski’de insanlar bombalandıktan sonra, cilalar hızla dökülmeye başladı. Gezi’de döve döve ya da kafalarına sıkılarak öldürülen çocuklar; ardından “Camide içki içtiler; başörtülü bacımı yerlerde süründürdüler” mavraları; herşeyi yurt dışındaki ‘odaklara’ yıkmalar; hep diğerleri, hep başkaları suçlu palavraları, bütün o boya ve cilanın altındaki çürümüş heyulayı gözler önüne seriyor.

Orhan Kemal Cengiz’in yazısı