Türkiye’de son dönemde giderek derinleşen kutuplaşma, alışveriş alışkanlıklarına bile yansıdı. Öyle ki her dört kişiden biri bazı markaları ‘kimliğine muhalif‘ bulduğu için ‘bedava bile verseler‘ evine sokmuyor.
Konda’nın Moskova’daki Perakende Liderler Zirvesi için özel olarak yaptığı ‘Alışveriş Algısı’ araştırmasına göre, tüketicilerin yüzde 25’i markaları ‘yeşil sermaye‘ ‘Ergenekoncu’, ‘Gezici’ veya ‘Siyonist’ gibi sıfatlarla tanımlayıp buna göre alışveriş yapıyor.
‘Toplumsal risk’ artık önemli faktör
Hürriyet gazetesinden Hülya Güler’in haberine göre, Konda Genel Müdürü Bekir Ağırdır 250 Türk perakendeciyi bir araya getiren Liderler Zirvesi’nde, markalar açısından artık ‘toplumsal risk‘in de büyük önem taşıdığına dikkat çekti.
‘Oyuncak bebek Soma’da tepki oluşturabilir’
Türkiye’de şu an üç markanın ‘kimliğime muhalif’ sorunuyla karşı karşıya olduğunu söyleyen Ağırdır şöyle konuştu:
“Toplumsal riskler Gezi olaylarına kadar hiçbirinizin hesabında yoktu. Ancak şu anda her kesim bunu dikkate almak zorunda. Dolayısıyla ezberin dışında bir dil geliştirilmeli. Türk insanının sokak ve bireysel yaşamdaki tutumu farklı olabiliyor. Perakendecilerin gelecekte yönetmekte zorlanacağı 3 konu var. Kadın, çevre ve tüketici hakları. Müşteri artık bu 3 konunun öznesini devlet değil, özel şirketler olarak görüyor. Yani ithal edilen bir oyuncak üç bebeği öldürürse Soma’dan büyük bir toplumsal tepki oluşabilir.”
Ev ya da beyaz eşya seviyoruz
3-4 Mayıs’ta yapılan ‘Alışveriş Algısı’ araştırmasının diğer önemli bulguları da şöyle:
* Katılımcıların yüzde 25.8’i, biriktirdikleri parayı ev ya da beyaz eşyaya harcayacağını belirtti;
* Yüzde 16.6 giyim, yüzde 14.4 eğitim, yüzde 14 kısa tatile para harcayacağını söyledi;
* Tüketicilerin yüzde 43.5’i için bir markanın sahibini tanımak, o markaya daha yakın hissetmesine yol açıyor; yüzde 56.5 içinse bunun önemi yok;
* İndirim kampanyalarının doğru olduğuna inananların oranı yüzde 10.
