Bu ülkede, başında ne kadar “millî” kelimesi olan kurum varsa, bilin ki, hiç biri “millî” değildir ve olmamıştır; sadece işlenen varoluşsal, kültürel ve zihnî cinayeti maskelemek için “millî” kelimesi konulmuştur başına başından bu yana!
Millî İstihbarat bugüne kadar yabancı istihbarat örgütlerinin güdümündeydi… MİT’in kıdemli personelleri bizzat başka örgütler adına hareket ediyorlar, yabancı örgütlerden maaş alıyorlardı!
Belki de MİT, tarihinde ilk defa geniş bir medeniyet perspektifi olan, o yüzden de dünyayı iyi okuyan Hakan Fidan döneminde millîleşmeye başladı.
Aynı şey sözümona “millî” eğitim sistemi için de geçerlidir. Bu ülkede -şimdiki dönem de dâhil- hiç bir dönemde, genç kuşaklar bizim medeniyet değerlerimiz, anlam haritalarımız ekseninde yetiştirilmedi; aksine Batı’da çoktan aşılan sığ, çağdışı, dogmatik, ezberci pozitivist, seküler Batılı değerler doğrultusunda yetiştirildi, yetiştiriliyor!
Tarihin akışını değiştiren büyük medeniyet atılımlarına imza atan bir toplumun intiharıdır bu, intiharın eşiğine sürüklenmesi!
Aileler, hâlâ “çocuklarımızı eğitim sisteminin yozlaştırıcı, yıkıcı etkilerinden nasıl kurtarabiliriz?” diye mücadele ediyorlar bu ülkede!
Pozitivist, seküler eğitim sistemi, zihinlerini delik deşik ederek, değerlerini yerle bir ederek çocuklarımızı öldürüyor! Bu da tastamam bir kültürel şizofreni üretiyor!