Mahkeme kararı: Vatandaşlar yargının ya da mülki idarenin gönderdiği tebligatla ilgili haber kağıdı posta kutularına yapıştırıldığı anda tebligatı almış sayılacak.

Yargı sistemi, vatandaşların yükümlülüklerini yerine getirme sürelerini adli ve mülki idarenin tebligatlarının ilgili kişiye ulaştağı tarihe göre düzenliyor. Bilinen uygulamada postacının iadeli taahhütlü resmi belgeyi vatandaşın imzaladığı gün, tebligatın yapıldığı tarihi kabul ediliyor.
Ancak Habertürk’ten Neşet Dişkaya’nın haberine göre İzmir’de yaşanan olayda istinaf mahkemesi şaşırtıcı bir karara imza attı.
Tebligata ulaşamadı
İşkadını S.Z., evinin posta kutusuna postacının bir gün önce yapıştırdığı “Tebligatınız var, muhtardan alın” yazısını gördü. S.Z., ertesi gün muhtarlığa gitti. Muhtarın hastanede kanserden ölmek üzere olduğunu öğrendi ve tüm çabalarına rağmen tebligatı kendisine verecek kimseyi bulamadı. Z.S. tebligata muhtarın ölümünden iki gün, postacının pusulayı posta kutusuna yapıştırmasından 10 gün sonra ulaştı. Tebligat, anlaşmazlık yaşadığı bir şirketten icra takibiydi.
Haberi olmadan haciz geldi
Z.S. tebligatla ilgili bir haftalık itiraz süresini geçirdiği gerekçesiyle şirketin haciz işlemini yaptığını öğrendi.
Z.S., mahkemeye kendisine usulsüz tebligatta bulunulduğu yönünde itirazda bulundu. Ancak Bölge İdare Mahkemesi tebligatın usule uygun olduğuna hükmetti: “Tebligat tarihi ihbar notunun posta kutusuna ya da kapıya yapıştırıldığı tarihtir.”