BURAK KILIÇ
Fenerbahçe’nin sorunu, derdini kendine itiraf edememesinde.
Başakşehir karşılaşması öncesi ilk 11’ler yazıldığında hangi kadronun daha kaliteli olduğu ortadaydı. Abdullah Avcı’nın hem sahadaki öğrencileri hem de yedek kulübesindeki seçenekleri Aykut Kocaman’ın önünde.
Fenerbahçe’nin sorunu, yıldızı sönen ünlüler gibi psikolojik buhranlar yaşaması. Fenerbahçe’nin tarihi de arması da forması da çok büyük. Ama futbol takımı rakiplerine göre vasat.
Şampiyonluk istiyorsanız kaliteli sporcularla yola çıkmalısınız. Fenerbahçe ise imkânsızın peşinden gidiyor. Tarihiniz sizi şampiyon yapamaz.
Yanlış teşhis

Başakşehir maçını birkaç başlıkta ele alabiliriz. İlk kısım Aykut Kocaman’ın aylardır üzerinde durduğu takım psikolojisi.
Özgüven eksikliğiyle tanımlıyor sorunu Kocaman. Galibiyetler geldikçe bunun yükseleceğine dikkat çekiyor. Hayal mi satıyor yoksa daha kötüsü; planını yanlış mı yaptı bilinmez, takımın sorunu ‘özgüven’den çok ötede.
Birbirine bağlı olmayan, çoğunlukla tanımayan ve iletişimi kopuk bir takım var ortada.
Oyuncuların hücumdaki beceriksizliğinin özgüvenle pek alakası yok. Ya da Josef ve Ozan’ın pas verdikten sonra boşa çıkmak yerine kendilerini rakibe göre hizalaması, top oynamak istememesi tribün baskısıyla ilgili değil.
Fenerbahçe’nin kadrosu kalitesiz. Bu kalitesizliğin oyuncular da farkında ve geliyorum diyen başarısızlık kendini gösterdiğinde ihalenin üstlerine kalmasını istemiyorlar. Psikolojik diye belirlenen sorun aslında çaresizlikte saklı.
Transfer yok tamam ama
Evet, beceriksizce harcanmış paralarla kurulan kötü bir kadro var elde. Peki bu malzemeden lezzetli bir şey çıkmaz mı? Gayet çıkar. Yeter ki aşçınız niyet etsin.
Aykut Kocaman artık bağnazca savunduğu garantör futboldan vazgeçerek başlayabilir değişime.
Sezona Ahmethan’la başlaması elinde değildi. Ama takımın tempo yaratamamasının nedeni de Ahmethan değildi. Ya da Vardar’a karşı ilk yarıda net pozisyona bile girilememesinden taraftar veya Ahmethan sorumlu değildi.
Sol bek için transfer yapamadı. Kabul, ama kariyerinde iki sezon sol bekte oynamış Isla’yı oraya kaydırarak pozisyon kalitesini artırmaması transferle ilgili değil.
En önem verdiği isim olan Valbuena’nın savunma zaafı, yüksek arzusu nedeniyle göze çarpmıyor. Ama Başakşehir’in ikinci golünde büyük pay sahibi oldu. (Ozan’ın golden sonraki tepkisi çok da anlamsız değildi). İsmail ve Valbuena’ya emanet edilen bir savunma koridorunu Avcı’nın keşfetmemesi mümkün değildi.
Sayılabilecek o kadar çok şey var ki.
Dirar’ın bir ön kanat olmadığı gerçeğinin kabullenilmemesi. Oyuncuyu kazanacağım diye formsuz isimlerde ısrar edilmesi. Guiliano’nun ‘sahte 9’ olduğunun ve ’10 numara’yı taşıyamayacağının görülmemesi. Bunlar kağıt üzerinde. Bir de sezon başından beri adı konmayan bir plansızlık var.
Öne doğru! Ya sonra?

Günümüz futbolunda planların çoğu topun kazanılma süresi, şekli, yapısı ve düzeni üzerine kurulu. Kocaman da bu furyada. Topun ön alandaki şok ve geometrik varyasyonlu baskılarla kazanılması üzerinde duruyor.
Peki kazanılan top nasıl kullanılacak? Bunun iyi çalışıldığına dair pek bir gösterge bulunmuyor sahada. Bu haftanın maçlarını izlediyseniz iki pozisyonu anımsamanızı rica ederim.
Karabük-Beşiktaş karşılamasının ilk yarısında Oğuzhan’ın çaldığı top sonrası koşu kalitesi ve pas tercihi.
Başakşehir maçının ilk yarısında Ozan’ın kaptığı topu kullanma şekli.
Oğuzhan süratli, stopere hizalanarak yaptığı koşuda Talisca’ya tek vuruşluk bir asist yaptı.
Ozan ise agresif presle kaptığı top sonrası üçe üç atakta Soldado’nun koşunu ne pasla tamamladı ne de kendisi içeri deplase oldu. Kaleye 50 metre mesafedeki Dirar’a paralel ve cılız pas attı.
Fenerbahçe topu kazanmak için büyük çaba harcıyor. Bu önceki iki sezona göre iyi bir şey. Ama sonrasını ne kulübede ne sahada bilen yok
Ders

Abdullah Avcı, Bursaspor’un şampiyonluğu kadar kıymetli bir hayali kovalıyor. Daha önce Gaziantepspor ve Sivasspor’un teşebbüs edip ulaşamadığı seviyeye günbegün yaklaşıyor.
Kusursuza yakın oyun geçişleri var. Hücumdaki zihinsel kaliteyi takıma tümüne mücadele olarak pay etmiş. Özellikle takımı rakibi karşılarken, yeşil zemin üzerinde grafikle hazırlanmış gibi duruyor.
Beklerin kalitesinin ne denli önemli olduğunu uygulamalı olarak gösterirken, kadro derinliğini teşhir etmekten hiç çekinmedi Avcı. Napoleoni ve Emre’nin formsuzluğu farklı galibiyetten etti takımını ama Kadıköy’de tüm rakiplerine bir mesaj verdi.
Aykut Kocaman’ın da söylediği gibi ligdeki en iyi takım Avcı’nın ekibi. Bu cümle diğer taraftan da Fenerbahçe’nin halinin resmi.