Fehmi Koru: 'Otoriter liderler ve sosyal medyanın güçlü bireyleri çatışması' en hafif Türkiye'de atlatılır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Dünyada ‘kodu mu oturtan lider’ arayışına cevap veren bir ortam var. Ülkesinde lider konumuna yükselmiş ‘sert tabiatlı’ yöneticiler varolan yasal çerçeveyi yeterli bulmuyor ve daha fazla yetki arayışına başlıyor. Bu kategoriye uyan ülkelerde ‘otoriterleşme’ itirazları ciddi boyutlara ulaşıyor…

Ancak liderlik ve yönetim düzeyinde böyle bir istikamete doğru yol alan dünyamız son birkaç yılda başka bir ‘yenilik’ ile de tanıştı: Sosyal medya… Görüşleri en doğal, en kestirme yoldan açıklama fırsatı sağlayan bu yenilik de kullanan bireylerin gücüne güç katıyor… Sosyal medya kullanıcılarının, eğitimlerinin bütününü veya hiç değilse bir bölümünü, Ak Parti’nin dışa açılımı teşvik eden iktidarı döneminde almış gençler olduğunu da not düşeyim.

Güçlü liderler çağında eğitimli bireyler de artık güçlü ve bu ikisi her zaman mutlu bir beraberlik sergilemiyorlar… Bireysel özgürlüğünü en geniş biçimde yaşayanlar liderin sertliğinden hoşlanmıyor; gerçek anlamda liderlik yapanlar da güçlü bireylerin muhalefetine hoş gözle bakmıyor…

Doğrusunu söylemem gerekirse, bu yeni olgunun en az çatışmayla atlatılabileceğini ve başka ülkelere de örnek teşkil edebilecek bir birlikte yaşama modeli ortaya çıkarabileceğini düşündüğüm Türkiye (idi)… “İdi” dememe bakmayın, bu alanda hâlâ en şanslı gördüğüm ülkelerin başlarında yer alıyor Türkiye.

O şansı kaçırır gibi olmamız, daha çok bizim dahlimiz olmaksızın etrafımızda meydana gelen gelişmeler sebebiyledir: Avrupa’da ekonomik kriz çıkması… ‘Arap baharı’ sonrası tablosunun Batı tarafından ‘tehdit’ olarak algılanması; Libya ve Suriye’nin süreç dışına itilip Mısır’ın darbeyle 2005-öncesine dönmesi… Suriye iç savaşı ve sınırlarımıza dayanan bir milyona yakın mülteci… ABD’nin ‘âdil bir hakem’ konumundan uzaklaşması…

Fehmi Koru’nun yazısı