Maden işletmesinde son teknolojileri öğrenmek için bakanları Rusya’ya, Çin’e, ABD’ye veya Almanya’ya göndermeyi ancak Soma faciasından sonra akledebilmeyi de, Tanzimat Türkçesi’nin tâbiriyle bir “intibah” saymalıyız, yani uyanış; halbuki kendi ifadesine göre o, madenlere yabancı değildir:
“Başbakanınız kömür ocaklarına inmiş bir başbakandır. Bakanlarım da kömür ocaklarına inmişlerdir, onlarla yemek yiyen bir ekibiz biz (…) Kömürün çilesini çeken biziz, en zor işlerde ölümle burun buruna çalışan biziz. Biz oralardan geliyoruz, her an zaten oralardayız.”
Her an zaten orada olan birilerinin aynı konuşma içinde, “Maden ocaklarına bizde olmayan gerekli teknolojileri getireceğiz” vaadinde bulunmasını yadırgamıyoruz; burada yadırganması gereken şey, madenlerde işçilerle birlikte yemek bile yemek fedâkârlığında bulunan bir siyasi heyetin, bağdaş kurdukları madenci sofrasında yanındaki işçiye dönüp, “Kardaş, bu ağır işte çalışırken evine kaç kuruş para götürüyon; çalışma şartlarından, vaziyetinden memnun musun hele kurban?” diye sormayı bir türlü akledememiş olmasıdır!
Ekmek parası uğruna bir an önce madene inmek için sabırsızlaşan taşeron işçi kardeşlerim, sabrediniz; bakanlar (daha önce hiç haberdar olmadıkları) son model maden çıkarma teknolojileri için inceleme gezisi yapsınlar, 2023’e kalmaz madenlerimizi de ıslah ederiz!