Acaba bizde özellikle son yıllarda neden her olay siyasete, hükümete, hatta doğrudan Başbakan Erdoğan’a bağlanıyor? Kısmen Tayyip Erdoğan’ın yönetim tarzının payı var bunda; ancak olan, tek başına bu etkenle açıklayamayacağımız kadar karmaşık…
İşte ‘kavramsal çerçeve’ ihtiyacı burada ortaya çıkıyor… Fert başına milli geliri 10 bin dolar çizgisi üzerine çıkan ülkelerde, o zamana kadar müthiş atılımlar gerçekleştirildiği halde, bir tıkanıklık görülüyor ve bu da büyüme rakamına yansıyor. Vaktiyle “Demokrasi mi, milli gelir 10 bin dolara ulaşmadan hayal” denilirken, ‘orta gelir tuzağı’ kavramıyla açıklananyeni durumda, bu tuzağa düşen Türkiye gibi ülkelerde,gelir dağılımı çarpıklığı dahil çeşitli sorunlar yaşanıyor.
Doğru veya yanlış, açıklayıcı bir kavram işte… Gezi’de ve Soma’da açıkça görülen siyasi belirtiler için de benzer bir kavramlaştırma yapılabilir mi? Benim aklıma, genelde Ak Parti’nin özelde de Tayyip Erdoğan’ın 2002’den bugünlere yükselen oy desteğinin 2007’den sonra yüzde 50’ye dayanmasına dayalı bir kavramlaştırmanın bu ihtiyacı karşılayabileceği düşüncesi geliyor.
Herhalde bu sebeple, Ak Parti karşısındaki partilerin iktidar umutlarını azaltan, ancak biraz gayretle bunun aşılmasını mümkün gören bir değerlendirme söz konusu. “Ak Parti’den birilerini kopartır, ortak cephe oluşturursak…” hesabı… ‘Orta destek tuzağı’ diyebileceğimiz siyasi değerlendirmeye göre, türbülanstan kurtulmak için, Ak Parti’nin desteğini bugünkünden yükseğe çıkarması şart. (2012 halkoylamasında alınan yüzde 58 oy bir süreliğine etkili olmuştu).
Milli gelirin 10 bin dolara ulaşması iyi güzel de, bu durum nasıl içinde sıkıntıları barındırıyorsa, ekonomisi o tuzağın pençesindeki ülkelerde iktidarın yüzde 50’lik oy oranı da yeterli olmayıp ülkeyi sarsıntıya uğratabiliyor işte… Daha fazla destekle bu durum tersine çevrilebilir (mi).