Özetle; herkesin bilip konuştuğu ama darbe girişiminden sonra ete kemiğe bürünen FETÖ’cülerin ayıklanmasına dönük TSK’da “Seferberlik durumuna” geçilmesinde çok geç kalındığı açık. Dahası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddianamesine göre somut deliller olmasına rağmen TSK bünyesindeki FETÖ mensuplarına karşı etkili bir tedbir alınmamak gibi bir durum söz konusu. Yani bugün gündeme getirilen FETÖ’cüler kendilerini çok iyi saklamışlar, zaten TSK’nın içe dönük istihbarat yapma imkan ve yetkisi yok. Ya da TSK’daki paralel yapılanmayla bağlantılı olduğu gerekçesiyle birçok askerin adı biliniyordu, sivil adli makamlarca yürütülen çalışma kapsamında 1700 kişi pazartesi ya da salı günü (18-19 Temmuz) alınacaktı, hatta bir kısım insanlar alınmaya başlamıştı bile gibisinden bahaneler üretmek anlamsız. Dolayısıyla da yapılması gereken hala TSK’daki varlığıyla sıkıntı ve tehdit oluşturan FETÖ’cüleri temizlemek kadar, bu yapıya müdahalede gecikenleri ve nedenlerini de tüm çıplaklığıyla ortaya koymak…