SEMİN SEZERER
Somalı İsmail ve Süleyman Çata, ne askerde ne madende ne de mezarda ayrılan tek yumurta ikizleri…
“Tütüncülük bize zor geliyor” diyerek madene inen kardeşler, 10 yıldır aynı vardiyada çalıştıkları madende birbirlerine sarılmış bir halde ölü bulunmuştu.
Kardeşlerin annesi Sevim Çata, oğullarıyla yaptığı son pikniği anlatıyor gözyaşları izin verdiğinde: “Orada öptüm, sarıldım. Sonra bir de cenazelerine sarıldım.”
‘Onların ölümünü araştırın’

Aynı gün evlenen İsmail ve Süleyman’ın eşleri genelde boşluğa bakıyor. İsmail’in eşi Fatma, “O gün işe giderken dış kapıdan dönüp bana baktı. Sonmuş meğer” diye anlatıyor.
Süleyman’ın eşi Mürşide ise, “Suyun, ateşin içinde çalışıyoruz diyorlardı. Şirketi suçluyorum” diyor.
AKP’liler ‘kısmet’iyle geliyor
Baba Ahmet Çata ise babasız kalan torunlarına bakıyor sık sık. İkizler iki buçk yaşında, diğer dört… “Bu çocuklara kim sahip çıkacak” diye dertleniyor. Fatma da Mürşide de giderken sıkıca sarılıyor ve “Araştırın lütfen, onların ölümünü araştırın” diyor.
Biz oradayken, köyün AKP’li temsilcileri bir anda odada beliriyor. Onların gelmesiyle facia birden ‘kader, kısmet’ sözlerinin arkasına saklanıyor.