Ahmet İnsel: 'Yeni Türkiye', kanun devleti bile olmakta zorlanan bir keyfi yönetimin alameti farikası artık

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

AKP iktidarının on beş yıl sonunda plebisitçi otokrasiyle veya yerli ve milli bir ifadeyle reisçi keyfilikle sonuçlanmasının, Türkiye’ye özgü tarihsel ve sosyal nedenleri kadar, dünyada yükselen milliyetçi muhafazakâr otoriterlik dalgasıyla titreşim içinde olmasının da aynı ölçüde payı var.

Bu reisçi keyfiliğin arkasında, bir yüzyıldan beri devam eden ve bütün tarafların varlık-yokluk mücadelesi olarak algıladıkları kültür savaşlarının, Cumhuriyet yönetimlerinin başından beri aralıksız yürüttükleri etnikdini kimlikli makbul vatandaş politikasının ve Türkiye toplumunda hemen her alanda ve bütün kesimlerde karşımıza çıkan güçlü otoriter reflekslerin etkileri var. Giderek despotluk dozu artan egemen güç, bu siyasi ve sosyal etmenlerin yarattığı toplum olamama halini iktidarını pekiştirme aracı haline dönüştürüyor. Bütün kurumların tek bir güce bağlandığı ve içlerinin boşaltıldığı, içi kof ama kabuğu sert bir rejim kurulmuş durumda. “Yeni Türkiye”, hukuk devleti olma niteliğini kaybetmekle yetinmeyen, kanun devleti bile olmakta zorlanan bir keyfi yönetimin alameti farikası artık. İktidarın içinin koflaşmasının giderek daha fazla kaba kuvvet, tehdit ve keyfi kural ve yasalarla telafi edilmeye çalışılacağı, bu bağlamda “ileriye doğru kaçış”ın hızlanacağı bir süreçteyiz.

Ahmet İnsel’in yazısı