Zeynep Gürcanlı: 'Üst akıl'dan kurtulmak için, Saray ile ABD arasındaki 'Zarrab pazarlıklarının' açıklanması gerek

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Washington elbette, İran’la girişeceği büyük itişmeyi “doğrudan” değil, “güçlü bir ülke” üzerinden yapacak. ABD Dışişleri Bakanı Tillerson geçen hafta bunu açık açık dile getirdi; “Biz İran’ı rüşvetle kısa bir süreliğine ikna ettik, sonra birileri onlarla ilgilenmek zorunda kalacak” dedi.

Sakın bu “İran’la ilgilenecek” ülke Türkiye olmasın?

İlginçtir, Tillerson’un İran’a yönelik sert çıkışlarıyla aynı zamanda, Cumhurbaşkanı Erdoğan da Tahran yönetimine yönelik kullandığı dili çok sertleştirdi. Referandum sonrasında dış politika konusunda yaptığı ilk açıklamalarda Erdoğan, “İran’ın Pers yayılmacılığı anlayışı, son zamanlarda bayağı baş ağrıtmaya başladı” dedi.

Çok ciddiye aldığım bir söz vardır; “Tarih tekerrürden ibarettir…”
1980’li yıllarda Saddam’ın Irak’ı ile Humeyni’nin İran’ı arasındaki savaş, her iki ülkenin de yıkımı ancak bazen açık, bazen el altından iki tarafa da silah satan ABD’nin daha da güçlenmesiyle sonuçlanmıştı. Bölgede, İran ile Türkiye arasında çıkabilecek benzer bir çatışmanın sonucu da farklı olmaz.

Ne diyordu Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yandaşlar; “üst akıl…” Şimdi o “üst akıl” devrede. İlk yaptığım çağrıyı, bir kez daha yineliyorum; Türkiye’yi “üst akıl”dan kurtarmak için, öncelikle Saray ile ABD arasındaki “Zarrab pazarlıklarının” içeriğinin açıklanması gerekiyor.

Zeynep Gürcanlı’nın yazısı