Referandum kampanyasında bütün Avrupa’nın ortak cephe olarak “Türkiye’yi durdurmaya” çalışması bile Türkiye’nin nasıl bir güç haline geldiğinin göstergesidir.
İşte 15 Temmuz çokuluslu darbesiyle bu sonucu engellemeye çalıştı onlar. İç savaşa sürükleyip diz çöktürmeyi planladıkları ülke, çok daha büyük bir güç olarak öne çıktı. 16 Nisan’da durdurmak istedikleri de buydu. Sistem sorunlarını çözmüş bir ülkenin nasıl küresel oyuncu olacağını, ayaklarında prangalardan kurtulan bir Türkiye’yi durdurmanın artık mümkün olmayacağını biliyorlardı.
Fatih’le, Kanuni ile, Yavuz’la masada yerimizi alacağız..
Türkiye çok ağır bedeller ödedi ama zafer üstüne zafer kazandı. Bundan sonra istedikleri kadar tehdit etsinler, istedikleri kadar “Erdoğan’ı öldürün” çağrıları yapsınlar, Türkiye yükselecek, Avrupa ülkelerinin birçoğu tarihi hezimetler, çöküşler yaşayacak.
Türkiye büyük oynayacak, büyük söz söyleyecek, bu iddialarla yoluna devam edecek. Bu büyük yürüyüşe karşı duranların zamanla nasıl küçüleceğini göreceğiz.
17 Nisan ziyaretlerinden sonra “artık Erdoğan’a bu yürüyüşte Fatih, Yavuz, Kanuni de eşlik edecek” demiştim. Menderes, Özal, Erbakan birer iç siyasi semboldü, onlarla Brüksel’de masaya oturuyor, onlardan oralardaki pazarlıkta güç alıyorduk. Ama Çin’e, Rusya’ya, ABD’ye, Brüksel’e, Hindistan’a Fatih’le, Kanuni ile, Yavuz’la gidiyoruz.