Bugünün güçlülerine “Vicdanlı olun” diyorum.
Bugünün iktidar sahiplerine “Adaletli davranın” diyorum.
Beni her aradıklarında, her ziyaretime geldiklerinde onlara vicdanlı, adaletli, merhametli olmaları gerektiği konusunda tavsiyelerde bulunuyorum.
Bugünün iktidar sahipleri de bana “Size saygımız sonsuz; haklı olmaya da haklısınız” diyor.
Ama böyle dedikten sonra da özetle şunları bana soruyor:
“Dünün güçlüleri, dünün iktidar sahipleri bize vicdanlı, adaletli, merhametli davrandılar mı?”
“Zalimlikler sergileyip bizlere zulümler yapmadılar mı?”
“Her kurumdan, her yerden bizi dışlamadılar mı?”
“Hadi sizin hatırınız için bunları unutalım; ama dünün güçlülerinin eline yine güç geçse, bize yine aynı zulümleri yapmazlar mı?”
“Bizim tarafta kavgacı, tehdit edici dille konuşulmasını, yazılmasını sonlandırsak, karşı taraftaki Yılmaz Özdil, Bekir Coşkun, Emin Çölaşan gibi nefret diliyle konuşup yazan tetikçiler bu tavırlarını sonlandıracaklar mı?”
Bana sorulan bu sorular haksız sorular mı?
Gerçekten de dünün güçlüleri zulümler yaptılar.
Vicdansızca, adaletsizce, merhametsizce davrandılar.