Bol kahkahalı, bol hüzünlü bir anti-melodram: Sevmekten Öldü Desinler

 

SİNEM DÖNMEZ

snmdnmz@gmail.com

‘Sevmekten Öldü Desinler’ insanı içeri girip sandalyeye oturduğu gibi içine çekiyor. Işıklı bir perde, önünde iki tane ayaklı mikrofon…

Evet, evet. Bir pavyondayız ve ‘arabesk müzikli bir oyunun’ içindeyiz. Ağlamak, şarkılara tempo tutmak, kahkahalar atmak serbest. Tek tek tanışıyoruz Işıklı Gönül, Mustafa, Sevda, Hamdi ve ‘oyunun yarısında girdi ama süper oynadı dersiniz’ Ahmet’le.

Kadıköy Emek Tiyatrosu’nda sahnelenen ‘Sevmekten Öldü Desinler’ eğlencesi, hüznü, kahkahası, müziği bol bir oyun.

Hikâye tanıdık. Çamurlu, ya ölerek ya kaçarak çıkacağın bir mahallede tanışıyoruz Gönül ve Mustafa’yla ve tabii bir de Sevda’yla. Gönül’ün şahane bir sesi var, Mustafa da bol kafiyeli sözler, şarkılar yazıyor, Gönül’le içli içli söylüyorlar.

Klasik bir melodramla karşı karşıya değiliz

Çok âşıklar elbette, Gönül mahalleden kaçmak istiyor, ”Gel” diyor, ”beraber gidelim.” Mustafa pavyonda çalışacağını duyunca basıyor tokadı, Gönül gidiyor, Mustafa mahallede kalıyor, Sevda da tabii. Sonra Işıklı’nın sahibi Hamdi’nin pavyonunda bulaşıkları yıkamaya başlıyor Gönül.

Repliklerini, gidişatını bildiğiniz bir melodrama kendinizi bırakacaksınız sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. “Sen benim oyundaki ana çatışmamsın lan Mustafa” veya “Sağol dış ses kardeş” gibi repliklerle bütün oyuncular hem anlatıcı, hem oyuncu.

Tanıtım metninde gördüğüm anti-melodram tabirini de oyunda idrak ediyorum. Hem melodram, hem değil, bir melodramın içinde olduğunuzu melodramın parodisini de işin içine katarak sahneye koymuş yönetmeni Berfin Zenderlioğlu. Gölge oyunu etkisi yaratan, içinden geçilebilen bir perdenin önünde ve arkasında geçiyor oyun. Bu şekilde oyun içinde oyun oynuyor, sizi de kahkahadan kırıyor, atmosferi de güçlendiriyorlar.

Oyunun yazarı ödüllü

Oyunun yazarı Tiyatro Eleştirmenleri Birliği tarafından ‘Yılın Yerli Oyun Yazarı’ olarak seçilen ve bu yıl Afife’de Cevat Fehmi Başkut Özel Ödülü’ne layık görülen Murat Mahmutyazıcıoğlu. Berfin Zenderlioğlu’nun yönettiği oyunda Pınar Yıldırım, Meltem Yılmazkaya, İbrahim Halaçoğlu, Hamdi Alp ve Onur Berk Arslanoğlu rol alıyor.

Kendileri oynarken o kadar eğleniyorlar ki, o neşenin size bulaşmaması mümkün değil. Pınar Yıldırım’ın enerjisi, Meltem Yılmazkaya’nın ışıltısı ve sesi bir harika. İbrahim Halaçoğlu’nun etkileyici oyunculuğuna ‘Cambazın Cenazesi’nde de şahit olmuştum, ‘Sevmekten Öldü Desinler’de yine hayran oldum. Senem Oluz koreografisiyle, Alev Topal ışık tasarımıyla, Çağla Yıldırım da kostümleriyle oyuna çok şey katmış.

Araya sıkıştırılmış göndermeler oyuna çok şey katıyor

Ve tabii müzik ve şarkılar… ‘Kaderimin Oyunu’ yorumu dışındaki bütün şarkıları Burçak Çöllü bestelemiş, çoğu aklınızda kalıyor çıkmadan ve hatta kendimi “Çözmeye talip değiliz, gel beraber ağlarız” şarkısını söylerken bulduğumu da itiraf etmeliyim. Bir arabesk sevdalısı olarak ben oyundan çokça zevk aldım, çok eğlendim, çok güldüm ve evet bir kısmında çok ağladım.

Oyuna çok şey katan yan hikayelerde kadın ve LGBTİ mücadelesine dair insanın kalbini küt küt çarptıran göndermelerden de söz etmesem olmaz. Sevda rolündeki Meltem Yılmazkaya’nın kadınlara dair tiradı ve Ahmet/Leyla’nın hikayesi oyunun içinde pırıldıyor.

Askerde tanışan çift, ‘Onur Yürüyüşü’ne niye saldırdığı belli olmayan polisler gibi metnin içine zekice yedirilmiş eleştirileri, ‘gökkuşağı diyalekti’, ‘evlilik, iki insanın mutlu bir şekilde kurumsallaşması’ gibi akılda kalan replikleri var oyunun.

Masal bu ya, sevmekten öldü desinler

İnsana nerede olduğunu hem çok iyi hatırlatan hem de unutturan, hem ağlatan hem güldüren, evde elinde tarakla şarkılar söylettiren bir oyun ‘Sevmekten Öldü Desinler.’  Gidin. Dünyanız 100 dakikalığına güzel bir yer olsun.