Sekiz yıllık tutsaklığı biten Füsun Erdoğan: Başbakan dahil herkes terörist olabilir! 

Erdal Güven
Erdal Güven
Mesleğe 1991’de Cumhuriyet'te başladı. Yeni Yüzyıl ve Radikal’de çalıştı. Ocak 2013'ten bu yana Diken’in yayın yönetmeni.

 

Sekiz yıllık bir tutsaklığın ardından dün özgürlüğüne kavuşan gazeteci Füsun Erdoğan, “Türkiye’de Başbakan ve Cumhurbaşkanı dahil bir gün herkesin terörist olabileceğini” söyledi. Diken’in sorularını yanıtlayan Erdoğan, “Kimse zaten gazetecilikten dolayı yargılanmıyor diyen hükümet  kocaman bir aldatmaca içinde” dedi.

20140509 fusun erdogan1

MLKP davasında müebbet hapisle yargılanan Erdoğan, iki meslektaşı ve beş dava arkadaşıyla birlikte dün Gebze Cezaevi’nden tahliye edilmişti.

Erdoğan 2006 yılında tutuklandığında  Özgür Radyo’nun genel yayın koordinatörlüğünü yürütüyordu.  İki yıl boyunca hangi suçtan yargılandığını öğrenemedi. ‘Yaşadışı MLKP örgütü üyesi olmak’ ve ‘anayasal düzeni şiddet yoluyla yıkmaya çalışmak’tan suçlandığını anladıktan sonra bir beş yıl da ne ceza alacağını bekledi. Ceza ‘nihayet’ geçen yıl 4 Kasım’da açıklandı: Ağırlaştırılmış müebbet hapis… En az 300 yıl…

Anaakım medya duymazdan geldi

Bu ceza, Erdoğan ve iki arkadaşı (Bayram Namaz ve Arif Çelebi) anaakım medyadan olmadığı için olsa gerek  neredeyse duymazdan gelindi.

Dahası özel yetkili mahkemeleri kapatan ve tutukluluk süresini beş yılla sınırlayan yeni kanunun yürürlüğe girmesine rağmen Erdoğan ve arkadaşlarının tahliye talebi reddedildi. Neden sonra dün verilen kararın ardından ‘nihayet’ tahliye edilerek özgürlüğüne kavuştular.

Erdoğan’la cezaevindeki günlerini, bundan sonra ‘geride kalanlar’ için vereceği mücadeleyi ve bu şartlarda yapılmaya çalışılan gazeteciğini konuştuk.

20140509 fusun erdogan4
Füson Erdoğan, görüşte oğluyla.

Tahliye edildikten sonraki ilk gecenizi nasıl geçirdiniz?

Hiçbirimiz böyle bir kararı beklemiyorduk. Cezaevinde ablamları aradım ve gelip beni Gebze Cezaevi’nden almalarını söyledim. Abimlere gittik ve benim için hazırladıkları sofrada birlikte yemek yedik.

Çıktıktan sonra onlarca telefon aldım. Tahliye olduğumu ancak gece olup yatağa uzandığımda fark ettim. Gece birkaç saat ablamla ve Hollanda’da olan oğlumla konuştum.

Uyumadan sabaha kadar geride bıraktıklarımı düşündüm. Çünkü cezaevindeyken her duruşma öncesi kendime şu soruyu sorardım: ‘Bu gece yine burada mı uyuyacaksın yoksa evine mi gideceksin?’

Dün gece evime geldim ama geride, cezaevinde bıraktıklarınızı düşününce her şey yarım kalıyor (Ağlıyor). Sekiz sene boyunca birlikte kaldığınız ve en zor zamanlarınızı geçirdiğiniz insanlar sizin için çok özel oluyor.

fusunerdogan

Sizin de sık sık dile getirdiğiniz gibi cezaevinde hala 32 gazeteci var. Bu gazeteciler için mücadeleye nasıl devam edeceksiniz?

Bunun en ağır bedelini ödeyen benim. Bir şey yapmadan onlar için bir şeyler anlatmak çok doğru gelmiyor. Elimden gelen her şeyi yapmayı planlıyorum. Bu kararlılıkla dışarı çıktım.

Burada çok büyük ayrım var. Hükümet kocaman bir aldatmaca ortaya koyuyor. “Kimse zaten ‘gazetecilikten’ dolayı yargılanmadı.” Biz gazetecilik yaparken yasadışı örgüt dosyalarına monte edildik. Yasadışı örgüt üyesi olmak ve onun propagandasını yapmak suçlarından yargılanıyoruz.

Hükümet, ‘İçeride tutuklu gazeteci yok, töröristler var’ diyerek kamuoyunun gözünü boyamaya çalışıyor. İddia ediyorum; bu ülkede başbakan ve cumhurbaşkanı da dahil TMK (Terörle Mücadele Kanunu) varsa ve birileri bir güç haline gelmişse herkes kendini o mahkemelerde bulabilir. TMK ve anayasada bulunan o faşist ve gerici yasalar durduğu sürece herkes bir gün terörist olabilir. Bunun için bütün gazeteci meslek örgütlerinin bu kanunun kaldırılması, adil yargılanma ve özgürlük hakkı için mücadele etmesi şart. Bunun başka bir yolu yok.

20140509 fusun erdogan2

Ana akım medyadan olmadığınız ve muhalif gazetecilerden olduğunuz için siz cezaevindeyken merkez medyanın size yeterince sahip çıktığını düşünüyor musunuz? 

Basın Konseyi, Gazeteciler Cemiyeti, TGS, Gazeteciler Özgürlük Platformu bana sahip çıktı. Genel olarak merkez medyadan olmayıp muhalif sosyalist olan gazeteciler diğer meslektaşlarımız tarafından ötekileştiriliyorlar ve üvey çocuk muamelesi görüyorlar. Özellikle Ahmet (Şık) ve Nedim’lerden (Şener) sonra bizi hatırladılar. Yine de şu anda dışarıda olmanın tek nedeni bana sahip çıkılması ve benim için hem yurtiçinde hem yurtdışında gündem oluşturulması.

Bundan dolayı içerideki arkadaşlara da aynı şekilde sahip çıkmak gerekiyor. Hiç kimse, ‘Ben merkez medyadanım, bana bir şey olmaz’ demesin. Her an onların da başına gelebilir.

Geçtiğimiz günlerde Freedom House’un Türkiye raporu yayınlandı.  Türkiye ‘kısmen özgür’ kategorisinden ‘özgür değil’ kategorisine düşürüldü. Sizin yaşadıklarınız ve anlattıklarınız kapsamında bu raporu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

O rapor kesinlikle doğrudur. Merkez medyadakiler dahil hiçbir gazetecinin iş güvenliği yoktur. Başbakan’ın bir emriyle medya patronları gazetecilerini işten atıyor. Dolasıyıla rapor aslında geç kalmış bir rapordur. Türkiye gerçeğini gayet iyi  özetliyor. Gazetecilerin çalışma koşulları, iş güvencesi olmamasından dolayı rapor yerinde fakar gecikmiş bir rapordur.

Tahliye anı...
Tahliye anı…

Füsun Erdoğan 2006’da tutuklandığı günü ve cezaevindeki ilk gecesini ise şöyle anlattı:

“Beşiktaş DGM’de karar verildiği zaman Paşakapısı Cezaevi’nden Gebze Cezaevi’ne gönderildik. Tutuklanmadan önceki akşam eşimle buluşacaktık. Biz yaşlıyız ama ikimiz de biraz yaramazız. Bir bahçede yeşil ceviz görmüş ama iki tane almış benim için. Tutuklandıktan saatler sonra Beşiktaş’ta karışılaşınca apar topar çantsından o cevizleri çıkarıp verdi. Sonra cezaevine götürüldük.

Kapıda arama yapan askerler cevizleri içeri sokamayacağımı söyledi ki ben hatıra olarak onları saklamak istiyordum. İzin verilmeyince kırdık, jandarmayla birlikte yedik.

İçeri girdikten sonra ‘revir’ diye bir yerde kalacağımızı öğrendik. Revir adını duyunca insanda hijyenik bir yer hissi doğuyor. Revir denilen yerde akıllı insan aklını kaybedebilir. O kadar korkunç bir yer ki… Yatak yok, sadece oturacak birkaç sandalye var. Bir de tuvaletin yanına minderler koymuşlar.

Korkunç derecede pis bir ortamda sabaha kadar uyumadan oturduk. Cezaevinde ilk gecem böyle geçti.”