Mehmet Y. Yılmaz: MİT Müsteşarı'nın kaçırılacağı ihbarı alınınca, askerlerin fidye isteyeceğini mi düşündüler?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Hatırlıyor musunuz, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ümit Dündar da, TBMM komisyonunda verdiği ifadesinde “darbe ihbarı alınsaydı, Genelkurmay Başkanı’nın başka emirler de vererek girişimi en başından engelleyebileceğini” söylemişti.

Demek ki Binbaşı H.A.’nın, MİT’e gelerek darbe girişimini ihbar ettiği saatten, darbe girişiminin başladığı saate kadar olan sürede, “yeterli” değerlendirme yapılmış olsaydı, bu kadar insanımız darbeciler tarafından şehit edilemeyecekti. Yaralanıp sakat kalanlar bugün sapasağlam yaşamlarını sürdürüyor olacaktı.

Binbaşı H.A., MİT’teki ilk sorgusunda MİT Müsteşarı’na yönelik bir operasyon yapılacağını, üç helikopterle evinin basılıp müsteşarın kaçırılacağını anlatmıştı.

Ama nedense Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı bunu bir “darbe girişimi” olarak değerlendirmediler.

Üstelik bu değerlendirmeyi baş başa yaptıkları saatte Genelkurmay’da üst düzey terörle mücadele toplantısı yapılıyordu. Bu ihbarı o üst düzey komutanlarla değerlendirselerdi, ek emirlerin kararlarını almak mümkün olmaz mıydı?

Bunu hâlâ öğrenemedik: MİT Müsteşarı’nın bir grup asker tarafından kaçırılacağı ihbarı alınınca, Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı ne olacağını zannettiler? Kaçıracak askerlerin fidye isteyeceğini mi düşündüler?

Bunun bir “askeri kalkışma olduğunu” nasıl değerlendiremediler ve daha o anda kara havacılığı basıp darbecileri harekete geçemeden yakalamadılar?

Mehmet Y. Yılmaz’ın yazısı