Geçen hafta içinde açıklanan 2016 sonuçları şaşırtıcı; 2016’da mutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı yüzde 61.3’e fırlamıştı. 2015’teki yüzde 56.6’dan 4.7 puanlık bir artış vardı. Böyle bir durum daha önce, 2009 yılından 2010’a gelindiğinde yaklaşık 7 puanlık bir artışla kendini göstermişti. Bu durum anlaşılabilirdi; çünkü 2008 sonunda patlayan küresel kriz, Türkiye’yi de 2009’da ekonomik olarak sarsmış, 2001’den sonra ilk defa ekonomi küçülmüştü. İşsizlik tavan yapmıştı. 2010’da yeniden sert biçimde ekonomik toparlanma olunca moraller yerine gelmişti. Kötünün geride kalması hissi mutluluğu kayıtlar üzerinde de yükseltti.
2010’daki mutluluk artışı anlaşılabilir. Peki 2016’daki ‘mutluluk patlamasını’ nasıl açıklayacağız? Bombalı terörizm eylemleri yaşanan, 36 yıl sonra kanlı bir darbeyle yüz yüze gelen, turizmi çöken, döviz kuru zıplayan ve en önemlisi anketin yapılmasından önce ekonomisi 3. çeyrekte yüzde 2’ye yakın küçülen ülkede ‘mutlu hissedenlerin’ oranı nasıl oldu da son 13 yılın ikinci büyük rekoru olan 5 puana yakın artış gösterdi? Hem de bir sır olmalı ki; tüm bu bir dizi melanete karşın, son 13 yılın en mutlu ikinci yılı olma şerefine nail eden neden nedir 2016’yı?