İstanbul Liman İşletme İdaresi, 7 Kasım 1936’da gazetelere bir ilân verdi ve Galata’da inşa edilecek yolcu salonu projesi için yarışma açıldığını duyurdu. Birinciliği kazanan projenin sahibine 2 bin 500 lira ödenecekti.
Yarışma, 6 Şubat 1937’de sona erecekti, yani müsabakaya katılacak olan mimarların projelerini hazırlamaları için sadece üç ayları vardı! Türk mimarların yanısıra Alman, Fransız ve İtalyan mimarların da iştirak ettikleri yarışmanın neticesi 1937 Mart’ında açıklandı ve genç mimar Rebii Gorbon’un projesi birinci oldu.
İnşaat üç buçuk sene sürdü ve Yolcu Salonu 2 Temmuz 1940’ta törenle açıldı. Ertesi senenin 2 Mayıs’ında da iç hatlar salonunun açılışı yapıldı ve bina yetmiş küsur sene hizmet verdi.
Yolcu Salonu’nun yıkılmasının o mekân ile ilgili hatıraları olanların içlerini sızlatması normaldir, üstelik İstanbul’un bilinen bir binasının artık vârolmaması üzüntü verecek bir başka konudur ama bazı yıkımlar şehrin gittikçe artan ihtiyaçlarının karşılanması için kaçınılmazdır.
Kaldı ki, Yolcu Salonu tarihî bir âbide yahut İstanbul’da 40’lı ve 50’li senelerde yaşanan yol açma paranoyası uğruna yerle bir edilen birkaç asırlık eserlerden değildir, 70 küsur senelik bir yapıdır ve fonksiyonunu tamamlayan binanın yerine ihtiyacı karşılayacak bir başka binanın inşa edilmesi de yanlış bir hareket değildir.