AKP iktidarında giderek artan biçimde sergilenen davranışlar ve dile getirilen zihniyet, ahlaklı olmakla dindar olmak arasında doğrudan bir ilişki kurulamayacağının elle tutulur en somut örneklerini veriyor.
İktidarda kalmak için, yalan, iftira ve hile dahil, her yol mubahtır anlayışı, zenginleşmek için çevreyi talan etmekle yetinmeyip başkasının malına el koymakta bir beis görmeyen zihniyet, elbette sadece iktidardaki güç ve çevrelere özgü değil.
Ama bugün iktidardaki güç ve çevrelerin bütün bu ahlaken sorunlu davranışları, amaç için her yol mubahtır anlayışıyla sergiliyor olmaları, dindar olmakla ahlaklı olmak arasında doğal ve doğrudan bir ilişki olmadığı gerçeğinin somut örnekleri olarak karşımızda duruyor.
Bu konuda kimin hakiki Müslüman kimin görünüşte Müslüman olduğu tartışmasına girmeye gerek yok. İktidar partisinin önde gelenlerinin ve çevresindekilerin büyük çoğunluğunun samimi biçimde imanlı kişiler olduklarından şüphe edilemez ne de yakın bir tarihe kadar müttefikleri olan Gülen cemaati çevresindeki insanların.
Sınav sorularını yandaşlara sızdıranlar, sahte evrak üretenler, kendi insanlarına yer açmak için haksız biçimde insanlar hakkında ceza davaları açanlar, kamu mülkünü peşkeş çekenler, kuralları istedikleri gibi çiğneyenler, aynı zamanda kendilerini İslam ümmeti içinde gören, mümin kişiler değiller mi?