Dünyayla birlikte Türkiye de değişiyor.
Geçen hafta, 22 Nisan, 1975’ten beri kutlanan ‘Dünya Günü’ydü.
Türümüz tarihinin en büyük küresel kitle hareketine bir milyardan çok insan katıldı.
Gezi gibi lidersiz.
Gezi gibi egemen düzenin hazmedemediği, sahiplenemediği.
‘Çevre’, ‘barış’, ‘insan hakları’ gibi içini doldurmaya niyetleri olmadığı kelimelerle geçiştirmek istediği.
Yeryüzünde tek eşitlik, küresel felakete mahkûm dünyamızda hepimizin hedef olduğu. Sürü halinde balıklar, kuşlar ölüyorsa, biz de aynı nedenlerle ölüyoruz.
Öleceğiz. Bu düzen iflas etti. Dünyanın kanıyla besleniyor. Sınırsız hırsının gözleri, okyanuslarda, ayda, meteorlarda, başka gezegenlerde.
Kapitalizmin ülkeler bazında böl ve yönet sistemi miadını doldurdu. Her yerde rekabet aldatmacasında sermayenin tahakkümü. Düzen bizi bir krizden ötekine sürüklerken uzatmalara oynuyor.
Dünyada özlenen, ihtiyaç duyulan, ülke değil, gezegen yönetimi. Kurallarını birlikte oluşturacağımız gezegen demokrasisi. Tüm canlıların gözetildiği bir dünya.
Zaman alacak.
Olacak.
Oluyor da.
‘Her yer Gezi’ dünya çapında geçerli. Dünya çapında gelişmeye, örgütlenmeye gebe.,