11 önemli, hatta kilit çalışanı Silivri karanlığına konmuş; en yakınları ile bile cam bir duvarın ardından telefonla ilişki kurabildikleri bir yalıtılmışlığa uğratılmışlar.
“Dışarıda” kalan genç ekip, arkadaşlarının yokluklarını gazeteye ve okura yansıtmamak için geceyi gündüze katarak, sürmenaj sınırında çalışıyor. Zor beğenen meslek abileri olarak övünerek vurgularım: Yorgunluğun üstesinden geliyorlar ve Cumhuriyet’in çizgisini saptırmadan, yalpalatmadan sürdürmeyi başarıyorlar.
Ancak doların çıldırdığı ve basılı gazetelerin maliyetlerinde ücretler dışında belirleyici etki yaratan baskı ve kâğıt gibi kaçınılmaz giderlerin dolar üstünden hesaplandığı günümüzde 2 liraya çıkarmak zor bir karardı. Ama kaçınılmaz bir karardı. Zaten göreceksiniz, hatta görüyorsunuz öteki gazeteler de aynı yolu izlemeye başladılar, başlayacaklar.
Evet, “Türkiye’nin en pahalı gazetesini” her gün almanızı istiyoruz. İnternet portalından bedelsiz gazete okuma alışkanlığı edinmiş olsanız bile basılı gazeteyi de almanızı lafı hiç dolandırmadan istiyoruz. Üstelik bunu birkaç kez değil yılda 365 kez yapmanızı istiyoruz.
Cumhuriyet’in susturulmasına izin vermemenin bugün için somut adımı budur ve bundan ibarettir.
Çölleşmiş medya dünyasında Cumhuriyet vahasının kurutulmasına göz yumulamaz değil mi?