Güven Gürkan Öztan: Karşı karşıya olduğumuz şey yönetilemezlik cenderesine hapsolmuş bir siyasi ittifaktır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Dernek kapatmalar ve kamudan tasfiyeler bir kıyım mantığıyla sürüyor. Her KHK’da olduğu gibi demokratlar, devrimciler kısım kısım listelere ekleniyor. 6 Ocak akşamı Nilgün Toker’den Faruk Alpkaya’ya, Melek Göregenli’den Cuma Çiçek’e Sevilay Çelenk’ten Selim Temo’ya akademik bilgisi ile yurttaş sorumluluğunu birleştiren onlarca değerli akademisyen tasfiye listelerine eklendi. Böylece geride kalanlar bir kez daha endişeli bir bekleyişe mahkûm edilmek istendi.

Durmayacakları belli. Şovenizme, ırkçılığa, gericiliğe, demokrasi düşmanlığına karşı sesini yükselten herkes o meşum listelerin potansiyel bir satırı. Susan gerçeği haykırandan çok oldukça listeler uzar gider bunu da biliyoruz. O yüzden susmak esaretin prangasıdır.

Peki ne yapacağız? Kaybettik hadi mücadeleyi bırakalım mı diyeceğiz? OHAL rejiminin üzerimizde kurduğu baskıya boyun mu eğeceğiz? Hayır! Somut durumun somut tahlilini yapacağız. Karşı karşıya olduğumuz şey yönetilemezlik cenderesine hapsolmuş bir siyasi ittifaktır.

Bu siyasi ittifak tabanda değil tepede ve korku üzerine kurulmuştur. Amacı öncelikle kendini güvence altına almaktır. Bu nedenle her alanda milliyetçileri ve İslamcıları zafer kazandıklarına ikna etmek zorundadır.

Demokratların, devrimcilerin tasfiyesi bu kitleye yalancı bir zafer sarhoşluğu sağladığı ölçüde işlevseldir. Bu imkanı onlara vermemek, haklı olmanın psikolojik gücüne yaslanmak, dayanışmayı güçlendirmek ve birbirimize sahip çıkmak politik ve insani sorumluluğumuzdur.

Güven Gürkan Öztan’ın yazısı