Ahmet İnsel: Bu gazetecinin vardığı sonuç, Paris'te üçlü cinayeti Güney'in MİT'le ilişkili olarak yaptığı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

İki gün sonra, 9 Ocak’ta, üç Kürt kadının profesyonel biçimde, gündüz vakti ve Paris’in göbeğinde bir apartman dairesinde öldürülmesinin üzerinden dört yıl geçmiş olacak. Öldürülenler, PKK’nin ve onun kadın örgütünün kurucularından Sakine Cansız, Kürdistan Ulusal Kongresi Paris temsilcisi Fidan Doğan ve genç bir militan olan Leyla Söylemez’di.

Gizemli bir kişiliğe sahip ve MHP sempatizanı olarak bilinen Ömer Güney’in Paris’te PKK’ye yakın Kürt derneği çevresine “Kürtlüğünü yeni keşfetmiş” biri olarak nasıl girdiğini, dil ve iş becerisi sayesinde nasıl her işe koşan kişi konumuna geldiğini okurken, hapishanede onunla görüşmek için Almanya’dan gelen bir tanıdığına, “Beni Kürt zannediyorlar” dediğini, aynı kişiye küçük bir kâğıt parçası içinde, daha sonra MİT’in Türkiye’deki adreslerinden biri olduğu ortaya çıkan bir yere ulaştırmak üzere mesaj ve kaçış planı verdiğini de öğreniyoruz. Cinayetten sonra olay mahalline birileri gizlice giriyor, sorgu hâkimesinin evine giren hırsız sadece dizüstü bilgisayarı çalıyor.

Bir solukta okunan, son derece başarılı bu gazeteci araştırmasının vardığı sonuç, tetiği çeken kişinin Ömer Güney olması ihtimalinin son derece yüksek olduğu ama iddianamenin “terör eylemi” olarak tanımladığı üçlü cinayeti Güney’in MİT’le ilişkili olarak yaptığı. Yazar, bu MİT bağlantılarına yönelik Fransız sorgu hâkimesinin Türkiye’den bilgi alma çabalarının yanıtsız kalmasından sonra, Fransız makamlarının olayın arka planını daha fazla deşmeme tavrını benimsemelerine dikkat çekiyor.

Ahmet İnsel’in yazısı