Rusya’nın Türkiye’nin içinde bulunduğu iç/dış politik iflastan da faydalanarak kotardığı Halep tahliyesi ve Suriye çapında kırılgan ateşkes sonrası Astana süreci mühimdir. ABD bu süreçten ‘dışlanmış’ -bölgede benzeri görülmemiş biçimde-, Körfez hattı ve vekil muhalif güçlerinin de eli zayıftır. Bunun Astana sürecine de bedelleri olacaktır. Bu sebeple bölgede zaten üstünlük elde etmiş Rusya’nın diğerlerine ‘sürece katmaya’ açık, esnek bir diplomasi uygulama çabalarını görüyoruz. Diğerleri fena halde ‘sıfırlamış’ hissettiği için başarılı olup olamayacağı tartışmalı.
Suriye savaşı henüz bitmedi. Astana süreci işlemezse, Suriye’yi ‘bölme’ planları El Kaide ve IŞİD üzerinden alttan alta teşvik edilirse bölgeye bedellerini kimse tahmin dahi edemez. Bunun Suriye savaşının maalesef giderek taşındığı Türkiye’ye bedelleri üzerinde de derin derin düşünmek icap eder. Emin olun panzehiri ne El Bab’a 8 bin asker göndermek ne de Mınbiç’e yürümek olacaktır. Türkiye, bir an önce Suriye’de barış için siyasi ve diplomatik tavır almalı. Ve bu hakiki bir tavır olmalı. ‘Geçti Bor’un pazarı’ demeye dilimiz varmadığı için söylüyoruz.