Bizdeki ‘Medeniyet Çatıştırmacılarının’ ana retoriği, Batı medeniyetine geçmişten bugüne ‘günahlarının’ bedelini ödetmek üzerine kurulu bir rövanşizm. En baş tezahürleri İslam âleminde eksik olmayan ayrımcılık, ötekileştirme, din şovenizmi, mezhepçilik, kutsalları sömürerek insanları kin ve nefretle yönlendirmek.
Modernite ve ‘evrensel alanı’ belirleyememenin kompleksiyle bezeli bu varoluş biteviye ‘mağduriyet’ pskolojisinden besleniyor. Din adına ‘terörizme’ başvuranları mazur gösterme yahut sorumluluk üstlenmekten mütemadiyen kaçınmak da kolaylaşıyor.
Misal, yılbaşı katliamına dair sosyal medyadaki @eski_istanbulum hesabı, zihniyeti sergiliyor. Bu katliam “100 yıllık baskının minik bir sonucuymuş”. Şöyle yazmış: “Siz bu milletin değerlerini 100 yıldan beri paspas ederseniz Reina’dan böyle ceset toplarsınız.”
100 yıllık baskı dediği nedir? Cumhuriyet Türkiyesi’nde istemeyene zorla yeni yıl mı kutlattırıldı? Evlere zorla çam ağaçları mı yerleştirildi? Mitolojik Noel Baba karakterleri kapıları kırarak içeriye mi daldı? Peki ya ‘değerler’ dediği ‘öteki’ görülenlere ‘ölümü hak edersin’ tehdidiyle baskı uygulamak mı? İslamiyetin hoşgörü/tahammül skalası nasıl bir ‘evrensellik’ öneriyor?