Romanın asıl ismi Crónica de una muerte anunciada’dır.
Yani “İlan edilmiş bir cinayetin hikâyesi”.
Türkiye… tıpkı o romandaki gibi;
Artık ilan edilmiş cinayetler ülkesi.
Olacakları aslında hepimiz biliyoruz;
Katili her seferinde hepimiz tanıyoruz.
Yan sokağımızda oturuyor; üst katımızda yaşıyor; akrabamız; okul arkadaşımız; iş arkadaşımız; alışveriş yaptığımız esnafın çocuğu…
Aynı otobüsteyiz, aynı vapurda, aynı metroda, aynı sofrada, aynı dağda, aynı ovada… Olacaklar hakkında kitaplar okuduk, belgeseller izledik.
Buna dair romanlar, filmler, söyleşiler; gazetelerde yazılar, üniversitelerde dersler, kürsüler var.
Katil, doğdu doğacak; katil, büyüdü büyüyecek;
Hangi okullara gidecek, nasıl eğitimler alacak, nelere bilenecek…
Her şeyden haberimiz var.
Elinde bir silah, dilinde bir slogan, gerektiğinde dini, gerektiğinde milli…
Birden aramızda belirecek ve tetiği çekecek…
Öleceğiz.
Kürt, Türk, Ermeni, Rus…
Artık kimin ölmesi gerekiyorsa… sırayla.