Başbakan Erdoğan’ın ‘halk başkanını seçecek’ sözü Başbakanlık sistemine geçiş özlemi olarak yansıtılıyor. Doğrusu Cumhurbaşkanı veya Devlet Başkanı da ‘başkan’dır, başbakanlık sisteminin başındaki isim de ‘başkan’dır.
Malum batıda hükümet başkanı ve devlet başkanı tanımları ağırlıkta. Hükümetin başındaki isme Başbakan, devletin başındaki isme ‘devlet başkanı’ diyorlar. Bu yönüyle Cumhurbaşkanı devlet başkanıdır. Peki halkın seçtiği devlet başkanı nasıl bir misyon ve fonksiyona sahip olacaktır?
Halkın seçtiği devlet başkanının nasıl bir yönetim sergileyeceği, koltuğa nasıl bir anlam kazandıracağı, yeni durumun içini nasıl dolduracağı önem taşıyor. Halka gidip oy isteyen, kampanya yapan, ortaya siyasi vizyon koyan bir Cumhurbaşkanı’nın farklı bir siyasi anlamı ve gücü olacağı muhakkak… Anayasa ve yasalar çerçevesinde göreve gelen ilk (halk tarafından) seçilmiş Cumhurbaşkanı biraz da yeni dönemin kodlarını belirleyecek. Yeni dönemde ilişki sistematiği nasıl olacak? Bu, şahıslardan azade olarak önemli bir konudur.
Son dönemde “Yetkili ve sorumlu başbakan ile yetkisiz ve sorumsuz başbakan arasındaki ilişkinin sorunlu olacağı” yönünde bir düşünce öne sürülüyor.
Milletin takdir ettiği ve yetki verdiği her makam anasının ak sütü kadar Erdoğan’a helaldir. Daha ‘kim olsun’ sorusuna cevap arandığı bir dönemde Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması halinde yetki gaspında bulunup yürütmeyi kontrolüne alacağı yaygarası yapmak, emanetçi sıfatı yapıştırıp AK Parti kadrolarını aşağılamak kimsenin haddi değildir.