Mehveş Evin: Müslüman olmayana nefret arttı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Hepimiz farkındayız ve hepimiz acısını bir şekilde çekiyoruz: Toplumun farklı kesimleri arasındaki kutuplaşmalar giderek keskinleşiyor. Ve kendinden farklı olana tahammülsüzlük giderek yaygınlaşıyor. İktidarından muhalefetine, kamu yöneticilerinden medyasına, ırkçı ve ayrımcı dil kullananlar sağ olsun!

Hrant Dink Vakfı her dört aylık dönemde gazeteleri tarayarak Türkiye’deki ayrımcı, ırkçı ve hoşgörüsüz dile dikkat çekiyor. Eylül-Aralık 2013 raporunda “değişmeyen nefret obje”leri kadar, hedef haline gelen yeni gruplar da var. Son bir yılda incelenen haberlere oranla, 2013’ün son dört ayında nefret söyleminde artış olması, tehlikeye işaret ediyor.

Mesela, dini aidiyet üzerinden nefret söyleminin artması düşündürücü… Toplam 175 haberde, İslam dışı inanışa sahip sekiz farklı grup hakkında nefret söylemi üretilmiş. Genel kural şu: En fazla nefret söylemini hâlâ köşe yazarları üretiyor. (Yüzde % 65.97) Ermeniler nefret oklarının hâlâ en çok yöneldiği grup!

Kim demiş “Türkiye hoşgörü toplumudur” diye? Ermeniler kadar hedef gösterilen bir diğer grup, Yahudiler: Bal gibi antisemitizm besleniyor. Üçüncü sırada Hıristiyanlar geliyor. Yılbaşında Hıristiyanlara yönelik nefret söylemi muhafazakâr basında patlama yapmış. Bu üç grubu sırasıyla Kürt, Rum, gayrimüslim ve Aleviler takip ediyor. (Kürtlere yönelik nefret söylemi, barış süreciyle birlikte artışta) Batı ve Suriyeli mülteciler de ayrımcılıktan nasibini alan gruplar.

Nefret söylemini en çok üreten gazeteler: Yeni Akit , Milli Gazete, Yeni Şafak, Ortadoğu, Takvim, Önce Vatan, Yeni Çağ, Milat, Anayurt. Nefret söylemi, iktidar ve medyası tarafından sadece “İslamofobi” ve “dine hakaret”le sınırlandırılıyor. Oysa nefret söyleminin asıl hedefi azınlıklar. “% 99’u Müslüman” olmakla övünen bir ülkede, ne ironi!

Mehveş Evin’in yazısı