Semih İdiz: 'Dar bölge seçim sisteminden' birden bire söz edilmesi boşuna değil

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

10 Ağustos’tan sonra, bir yanda seçilmiş ve yetkilerini “başkan” olarak sonuna kadar kullanma hevesinde olan bir cumhurbaşkanı, diğer yanda yine seçilmiş ve Anayasa gereğince yetkili olan bir başbakan ile karşı karsıya kalacağız. Gül’ün bu durumda siyasetten çekilme arzusu şaşırtıcı değil.

Belli ki cumhurbaşkanlığına aday olup Erdoğan’ın başını çektiği AKP misyonuna zarar vermek istemiyor. Fakat aynı zamanda “başkanın emrindeki” bir başbakanlığa da razı değil. Liberal demokrat söylemine ve özellikle de güçler ayrımı ilkesini savunmasını ciddiye alanlar kendisinden çok fazla şey beklemişler. Erdoğan ise, Anayasa Mahkemesi’ne açtığı savaş ile güçler ayrımından haz etmediğini açıkça gösterdi. Bu durumda, istediği tarzda bir başkan olursa Meclis ne olacak sorusu akla geliyor. AKP’li milletvekilleri de bunu kendilerine soruyorlar mı acaba?

Birçoğu Erdoğan’ın sistemine razı olabilirler. Buna rağmen aralarından, Türkiye’nin zar zor bu noktalara getirdiği demokrasisine indirilen darbeyi kısa zamanda anlayanlar çıkacaktır. Fakat hepsinin şu anda Erdoğan’ın hayalini gerçekleştirmek için hazırlanmaları gerekiyor. “Dar bölge seçim sisteminden” birden bire söz edilmesi boşuna değil. Erdoğan 2015’te AKP milletvekillerinin baraj engeli olmadan belediye başkanları gibi seçilip Meclis’e yığılmalarını ve kendisini tam yetkilerle donatacak bir anayasayı desteklemelerini istiyor.

“Yüzde 10’luk seçim barajından şikâyet edenler sıfır barajlı bu sisteme niçin karşı çıkıyorlar” şeklindeki kinayeli söylem ise demagojiden ibaret. Şikâyet edilen barajın yüksekliğidir yoksa kendisi değil. Batılı demokrasilerde bile seçimlerde dengeyi sağlayan bir baraj var. Özetle, AKP sandık yoluyla demokrasinin altının oyulabileceğini dünyaya göstermeye hazırlanıyor. Erdoğan’ın heveslendiği türden bir başkanlık ile demokrasimizin ileri aşamalara götürülebileceğine inanan varsa da, hayal görüyor.

Semih İdiz’in yazısı