Umur Talu: 'Millet olmak' sadece nefretle tanımlanabilecek bir şey olsaydı, kalmazdı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Hepimiz bu ülkeyi seviyoruz. Burada nefes aldık, sevdik sevildik sevindik ve hayatımız sadece kendi hayatlarımız için değil, ülke için, bu ülkedeki insanlar için de… Sadece kendi çocuklarımız için değil, başka evlatlar için de kaygılanmakla geçiyorsa daha çok insan olduk.

“Millet olmak” sadece nefretle tanımlanabilecek bir şey olsaydı, zaten ortada kalmazdı.

“Millet olmak” belki daha ziyade, bir ötekisi için de; ırkı, etnisitesi, dili, dini, mezhebi, inancı ne olursa olsun veya ne olmazsa olmasın, yine kaygılanabilmektir!

Tamam, “millet”ten ziyade “insan” olmanın tarifi gibi duruyor ama…

“Millet” neden ille de kimilerinin sandığı gibi insanca olabilmeyi dışlasın?

Neden “barış” istemeyi, çözüm istemeyi, evlatların ölmemesini, anaların ağlamamasını istemeyi dışlasın?

Sahi, yıllarca “Analar ağlamasın” denirken, “tüm analar, tüm evlatlar” kastedilmemiş, hepsi için “kaygı” ifade edilmemiş miydi?

Mahkeme kadar muhakeme gerekiyor.

Hafızlar kadar hafıza gerekiyor.

İnsaf, izan, tefekkür, tahayyül gerekiyor.

Hepsi elimize doğmuş gibi, hepsinin minicik eli güvenmek üzere işaret parmağımızı kavramış gibi, tüm evlatlar için kaygılanabilecek yürek ve bunu hep ısrarla savunacak yüreklilik gerekiyor!

Umur Talu’nun yazısı