Madem eski defterler yeniden açıldı, madem Birinci Dünya Savaşı sonrası bizim coğrafya ikinci kez dizayn ediliyor, madem bütün ülkeler için yeni harita çalışmaları yapılıyor, o zaman bizim de kendi dosyalarımızı raflardan indirme, kendi haritalarımızı masaya koyma vakti gelmiştir. Bizim de kendi geleceğimizi kendimiz kurma, bize yönelen tehditlerle kendi öz savunmamızla mücadele zorunluluğumuz ortaya çıkmıştır.
Dünya biraraya gelse bile Türkiye sesini yükseltmeli, bölgedeki çıkarlarını korumalı, Suriye ve Irak topraklarında kendi savunma kalkanlarını oluşturmalı, gerekirse doğrudan askeri müdahale yapmalıdır. Bugün çekineceğimiz müdahaleler yarın büyük savaşlar olarak bize gelecektir.
O zaman DAEŞ yerine başka örgütler ikame edilecek, o örgütler üzerinden başka ülkeler hedef alınacak, o örgütler üzerinden şehirler işgal edilip düzmece kurtarma operasyonları yapılacak, bu “özgürleştirme” projeleriyle paylaşım, coğrafyanın tamamını rehin alacaktır. O zaman o şehirlerden bazıları Anadolu şehirleri olacak, en büyük paylaşım savaşı Anadolu’yu vuracaktır.