Mustafa Karaalioğlu: Rektörün, binlerce bürokratın, gazetecinin düne kadar avantaj saydığı 'cemaatçi olmak' bugün taşınamaz bir yüke dönüştü

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Dicle Üniversitesi Rektörü Ayşegül Jale Saraç görevi başındayken başını örtme kararı almış. Hayırlı olsun…

Hayırlı olsun ama başka zaman hiçbir başka soru akla getirmeden takdir edilecek ve örnek gösterilecek bir karar bugün sadece şüphe uyandırıyor. O paralel kuşku, o samimiyet problemi her şeyin önüne geçiyor. Zihinlerde önlenemez bir şüphe beliriyor.

Rektörün ve rektör gibi binlerce bürokratın, akademisyenin, memurun, işadamının, gazetecinin vs. düne kadar avantaj saydığı “cemaatçi olmak” bugün taşınamaz bir yüke dönüşmüş bulunuyor. Çünkü, öyle olmak, darbeyle, tapeyle, kasetle, CHP’yle, güneydeki sevilen ülkeyle, uzaktaki övülen ülkeyle birlikte olmak anlamına geliyor.

Kim böyle bir yükü taşıyabilir, kim böyle bir yaftayla dolaşabilir?

Başörtüsü gibi, yasağının kalkması için uğruna onyıllardır mücadele edilen, yüzbinlerce, milyonlarca insanın hayatını karartan bir büyük sembol bile kuşkuyu dağıtamıyor. Dağıtamıyor çünkü, başörtüsü yasağını ağır bedeller ödeyerek, özel hayattan kamuya kadar her alanda bitiren bir lidere sabahlara kadar beddua ettirenler artık kimseyi inandıramıyor.

Bu ülkenin insanları, şimdiye kadar cömertçe sundukları itibarı, karşılıksız verdikleri yardımları geri çektiler. Görmezden geldikleri kusurları bir kenara kaydetmeye başladılar. En önemlisi de gölgelerinde büyüyen, her sıkıntıda sahip çıktıkları hareketin ülkeye ihanetini affetmez oldular. Gülen Grubu’nun geldiği nokta işte budur… Bir hareket kendisini ancak bu kadar hızlı ve etkili yok edebilirdi. Bunu başardılar…

Mustafa Karaalioğlu’nun yazısı