'Kırmızı hat'tın gölgesinde kalan 'gizli hat': Libya'dan Suriye'ye silah ticareti

 

ışınIŞIN ELİÇİN

isinelicin@gmail.com

Pulitzer ödüllü Amerikalı gazeteci Seymour Hersh’ün ‘Kırmızı hat ve gizli hat’  başlıklı makalesi, Suriye’deki savaşa dair iki önemli iddiayı gündeme getirdi.

İlki, yani ‘Kırmızı hat’ olarak nitelediği, Türkiye’nin Şam’ın Guta semtindeki sarin saldırısındaki rolüne ilişkin.

Gizli hat gölgede kaldı

Bu vahim iddia, doğal olarak ses getirdi ve diğerini, yani Suriyeli muhaliflere Libya’dan silah taşımak üzere CIA ve İngiliz İstihbarat Servisi MI6’in birlikte kurmuş oldukları ‘Gizli hat’ta ilişkin iddiayı gölgeledi .

CIA askıya aldı, Türkiye devam

Hersh'un makalesi ses getirdi.
Hersh’un makalesi ses getirdi.

Hersh, ABD Senatosu İstihbarat Komites’inin gizli bir raporuna dayanarak, bu hattın Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan tarafından fonlandığını, Obama ile Başbakan Erdoğan arasında da 2012 başında bu konuda bir gizli anlaşma yapıldığını yazmıştı.

Dahası Amerikalı gazeteci, ABD’nin Bingazi konsolosluğuna düzenlenen saldırı ertesinde CIA’in operasyonu askıya aldığını, ancak hattın kullanılmaya devam edildiğini belirtiyordu. En başta da Türkiye tarafından…

BM raporunda da var

Hersh’ün ‘gizli hat’ iddiasını, İngiliz Independent gazetesinin bölge uzmanı kıdemli muhabirlerinden Patrick Cockburn de yineledi.

Daha önemlisi, Hersh’ün Amerikan istihbarat kaynaklarına dayandırdığı bu iddia, aslında BM’nin Libya ambargosuna ilişkin son raporuna da -başka kaynaklar aracılığıyla edinilmiş bilgiler olarak- yansımış durumda.

Delinen silah ambargosu

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) 2011’de Muammer Kaddafi henüz devrilmemişken Libya’ya silah ambargosu uygulama kararı aldı. Hatta denetleme görevi de Nato’ya verilmişti.

Tabii iş Kaddafi muhaliflerini silahlandırmaya gelince, ambargoyu bizzat denetlemekten sorumlu olanların deldiği yahut delinmesine göz yumduğu sır değil. Kaddafi’nin devrilmesinden sonraysa çoğu ortadan kayboluveren (!) silahlar hem ülke içinde hem de küresel çapta hala bir güvenlik ve istikrar sorunu olarak gündem oluşturuyor.

Libya  yasadışı silah ticaretinin en önemli merkezlerinden

20140318 silah

Her yıl ambargonun akıbetine ilişkin BMGK’ya bildirimde bulunan bağımsız uzmanlar heyetinin raporlarıyla da sabit ki Libya son üç yıldır yasadışı silah ticaretinin en önemli merkezlerinden biri haline gelmiş durumda.

BM’ye Şubat ortasında sunulan, kamuoyuyla ise geçen ay paylaşılan uzmanlar heyetinin son raporunda da vurgulandığı üzere, Libya’ya kimi zaman devletler, çoğu zaman da devlet dışı aktörler tarafından başka yerlerden silah getiriliyor ve bu silahlar Libya üzerinden dünyanın dört bir yanındaki çatışma bölgelerine transfer ediliyor.

Silahlar üç yoldan gidiyor

Rapora göre Suriyeli muhaliflerin silahlandırılmasında da ana kaynak Libya. BM uzmanlar heyeti başlıca üç güzergahtan bahsediyorlar: Hava ve deniz yoluyla Türkiye; hava yoluyla Katar ve deniz yoluyla Lübnan.

Türkiye üzerinden yapıldığı iddia edilen sevkiyata ilişkin olarak, heyet, ‘güvenilir kaynaklar’a dayanarak silah ve mühimmatın Gaziantep, Ankara ve Antakya’ya uçaklarla (Katar ordusuna ait kargo uçaklarının mühimmat taşıdığı iddia ediliyor), Mersin ve İskenderun’a ise gemilerle ulaştırıldığını yazıyor; malzemelerin daha sonra kara yoluyla Reyhanlı ve Kilis üzerinden Suriye’ye geçirildiğini belirtiyor.

‘Türklerin de rolü var’

Panel üyelerinin görüştüğü Suriyeli muhalifler, yabancı yetkililer ve Suriye’den dönen Libyalı milisler, bazı Türk yetkililerin de silahların transferi ve belli gruplara ulaştırılmasında rol oynadığını söylemiş. Ancak, BM heyeti 23 Kasım 2013 tarihinde bizzat görüştükleri Türk yetkililerin bu iddiaları yalanladığı belirtiyor. Raporda Türk yetkililerin, Suriye sınırının uzun ve kontrolü güç olmasından dolayı, bazı yasadışı ticaretin mümkün olabileceğini kabul ettikleri yazıyor.

Ayrıca, Türk yetkililer, Türkiye’deki gümrük sisteminin ‘beyanı esası’na dayalı olduğunu belirtip transit kargoların denetlenmeyebileceğini, kontrollerin istihbarat üzerine yapıldığını da söylemiş.

BM heyetinin raporunda araştırma sonuçlarının geçtiğimiz şubat ayında bir kez daha Türk makamlarına iletildiği ama yine ‘Yasadışı silah sevkiyatıyla ilgimiz yoktur’ yanıtı alındığı kaydedilyor. Türk medyasında yer alan IHH’nın silah sevkiyatında rol aldığı iddialarının da araştırılmakta olduğu kaydediliyor.