Gazeteci Fehmi Koru, darbe girişimi sonrası Gülen Cemaati’ne mensup bazı insanların suskunluğundan ‘Cemaat içinde derin bir cemaat var’ görüşüne vardı.

Habertürk’ten ilişiği kesildikten sonra kendi sitesinde yazılarını sürdüren Koru, darbe girişimi sonrası fail olarak gösterilen Fethullah Gülen ve Gülen Cemaati hakkında bir yazı kaleme aldı.
Koru, iki gün önce CNN International’da Fareed Zakaria’nın ‘GPS’ adlı programına katılan Gülen‘in, darbe girişimiyle ilgili sarf ettiği sözlerini hatırlatarak başladı yazısına: “Ağzımdan kimseye bu yolda bir talimat çıktıysa… Telefonla birilerine ulaştıysam… İddiaların onda biri doğruysa… Türkiye’ye döner, boynumu uzatır ve ‘Tamam doğruyu söylüyorlar; beni götürüp assınlar’ derim.”
15 Temmuz akşamı İstanbul ve Ankara’da yaşananlarda hâlâ belirsizlikler olduğunu da belirten Koru, yazısına şöyle devam etti: “İdeolojik açıdan beş benzemezin darbede biraraya gelmesi gibi gariplikler… MİT’in aylardır ‘Ben geliyorum’ diyen darbeden son dakikada haberdar olması, ihbarları Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a iletmede ihmali… Girişimin ‘darbenin el kitabı’ kurallarına uymayan yönleri…”
17 Aralık sonrası ‘sulh mektubu’

Koru, 17 Aralık’ta Erdoğan ve bakanlar hakkında öne sürülen yolsuzluk iddialarıyla ilgili Erdoğan ve dönemin cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le görüştükten sonra ABD’de ziyaret ettiği Gülen’le konuştuklarını da şöyle aktardı: “Sulh teklifi’ içeren bir mektupla biten Pensilvanya yolculuğumu biliyorsunuz. Tapeler ve video kayıtlarıyla ve bakanların çocuklarını gözaltına almayla başlamıştı o girişim… Fethullah Gülen, Pensilvanya’da, bana, ‘Bizim bu tür işlerle hiçbir alâkamız yok Fehmi Bey’ dedi. Orada konuştuğumuz her şeyi yine orada sıcağı sıcağına not ettim, bizzat kaleme aldığı mektupla birlikte görüşmemiz sırasında işittiklerimi de, benden izlenim bekleyen her iki muhataba Türkiye’ye döndüğümde aktardım.”
Bu görüşmeden sonra uzun süre Cemaat içinde -Gülen’den bağımsız ve hatta ona rağmen- bir derin Cemaat olduğunu düşündüğünü yazan Koru, zamanla bu tezinin çürüdüğünü belirtse de yazısının son bölümünde şöyle yazdı: “Cemaat’le hiçbir zaman organik bir bağım olmadı; ancak yakından gözleme fırsatı bulduğum yıllar içerisinde orada pek çok fedakâr insanla tanıştım. Doğru, dürüst, gerçekten ihlâslı, fedakârlıkları zirvede, haktan ve adaletten ayrılacaklarını sanmadığım insanlar… Fethullah Gülen’in yakın çevresinde de var öyle insanlar, az da olsa var; yalanı-dolanı ikinci bir kimlik gibi bürünmüş tiplerden değil hepsi… O insanların sessizliği, suskunluğu, olan-bitenler hakkında tek söz etmemeleri beni de daha ileri ithamlar sarf etmekten alıkoyuyor; hatta yukarıda anlattığım ‘Cemaat içerisinde derin bir Cemaat var’ tezine sürüklüyor(du).”
WSJ: MİT, 600 ismi genelkurmaya iletti ama Gülen’in haki ceketinin sırrını çözemedi
İlk çıkış Britanya büyükelçisinden geldi: Gülen bağlantısı inandırıcı görünüyor
Gülen’den ABD’ye ‘iade’ çağrısı: Erdoğan’ın isteğine direnin
Gülen ‘senaryo ihtimali’ne dikkat çekti: Darbeyle demokrasi olmaz