Belki de bütün bir siyasal tarihimizi, sistemimizi yeni baştan sorgulayıp ona göre bir istikamet belirlemek zorundayız. Aksi taktirde yarın bir başka cemaat, grup her neyse devletin içinde aynı yollarla palazlanıp yeni bir bela olarak karşımıza çıkabilir.
Bunun için de demokratik siyaseti güçlendirmek, hukuk devleti temelinde güvenilir bir yargı sistemi oluşturmaktan başka çaremiz yok.
Unutmayalım ki liyakatin esas alınmadığı, sistemin zaaflarından beslenip büyüyen bir paralel bela ile karşı karşıyayız. Eğer bugün sağlıklı bir sistem inşa edemezsek, yarın bir başka paralel melanete maruz kalmayacağımızın hiçbir garantisi yok.
15 Temmuz’da yaşadığımız felaket Türkiye’ye çok önemli bir fırsat sunmuş bulunuyor. Buradan yeni bir demokrasi hamlesiyle daha güçlü çıkabiliriz. Tam da bütün siyasi partilerin, medyanın ve daha da önemlisi toplum desteğinin oluşturduğu güçlü rüzgar arkamızdayken bu felaketi fırsata çevirmek mümkün.