Fanteziler, dış politikayı iflas noktasına getirdi.
Bunun bir sonucu Türkiye’nin yalnızlaşması oldu.
(…) Büyükelçi Ünal Çeviköz’ün yazdığı gibi, “Türkiye’nin dış politikasında gerçek bir eksen kaymasıyla karşılaşılırsa akla birbirinden kötü iki olasılık geliyor. Biri Rusya ile yakınlaşarak Avrasya’cı bir anlayışa yönelmek, diğeri Ortadoğu’da suni ittifaklar aracılığıyla İslam âlemi içinde bir arayış peşine düşmek”.
Bu olasılıklardan ikincisi aslında Türkiye’yi dünyada zayıflatan kötü tercihti.
Diğeri, yani Rusya tercihi ise güç ve imkânlar doğru değerlendirilmeden yapılırsa beklenenden çok farklı sonuçlar verebilir. Bu durumda ABD ile ilişkiler yeni bir çerçeveye oturtulacaktır. Bu yapıldığında eldeki kozların neler olduğunu, gücün neye yeteceğini, kâr-zarar hesabının çok ince ve iyi şekilde yapılmasını talep etmek gerekir.
Aksi halde Dimyat’a pirince giderken eldeki bulgurdan olmak işten bile değildir.