Bir aynadan söz edeceksek, Twitter’ı bir lunapark aynasına benzetebiliriz. O ayna, sessiz kalabalıkları cüce gibi gösterirken, etkisiz çığırtkanları kanaat önderi gibi devleştirebiliyor. Korkarım (ve umarım ki) biz, bu aynanın çarpıklığı yüzünden, bir avuç meczubun yazıp yandaşlarının virüs gibi çoğalttığı saçmalıkları, genel toplumsal ruh hali gibi algılıyoruz.
Madalyonun tersinde de bir başka çarpık ayna var: Bu kez de kendi grubunu dev gibi gösteren bir ayna… Seçim öncesi Twitter’da Erdoğan’ın yenilgiye uğrayacağına dair iyimserlik öyle tavan yapmıştı ki, seçim sonuçları da aynı oranda büyük hüsrana yol açtı. Bu sefer de toplumdan ümidi kesen bir karamsarlık dalgası yayıldı.
Sanırım bu çarpıklığın nedeni de, Twitter’ın cemaat oluşturma özelliği… Sonuçta kimleri takip edeceğimizi biz seçiyoruz; bizi de bizim gibi düşünenler takip ediyor. Araya sızmayı başaran farklı renkler, anında bloklanıyor. Bu durum, sanal ortamda kendi arasında haberleşen, çoğu eğitimli gençlerden, içine kapalı bir kültürel getto yaratıyor. Ve paylaşım yoğunluğu, tepki verme sıklığı, zekâ üstünlüğü, çok kalabalık ve etkili olduklarını düşündürüyor. Demem o ki, 140 karakterlik Twitter mesajlarından toplumsal karakter tahlili yapmak, çok sağlıklı olmayabilir. Oradaki zalimliği tüm topluma mal etmek kadar, oradaki iyimserliği ülke gerçeği zannetmek de yanılgılara yol açabilir.