Cemaat, çok büyük bir olasılıkla, yaklaşan Yüksek Askeri Şura’yı ve gelmekte olan tasfiyeleri kendisine yönelik nihai bir darbe olarak görmüş olacak ki “Yapmazlar herhalde” denileni yaptı ve ‘intihar saldırısı’nı andırır bir girişimde bulundu.
Bu ise Cemaatin, giderayak Türkiye’ye son ve en büyük kötülüğünü yapması anlamına geldi; çünkü darbe girişimi, bu yazı yazılırken gelen haberlere bakarak söyleyecek olursak, parti-devleti inşasının eksik parçalarının tamamlanması ve devlet aygıtının kontrol altına alınması için iktidara muazzam bir fırsat sundu ve iktidar da bunu değerlendirerek kendi planını hızlı bir şekilde yürürlüğe koyarak operasyona girişti.
Açık bir şekilde görülebildiği üzere, uzunca bir süredir içinden geçmekte olduğumuz alacakaranlık kuşağının birkaç ton daha koyu bir aşamasına geçmiş bulunuyoruz ve bunun toplumdaki yaygın karamsarlık, yılgınlık ve mağlubiyet hissini derinleştirdiğini biliyoruz. Gerçeklerden kopmayacak kadar karamsar olmakta bir sakınca yok, ama ‘iradenin iyimserliği’ne sığınmaktan başka çaremiz de yok.