Yakın tarihimizde siyasi partilerin yaşadıkları büyük tıkanıklar, program, ilke, kurumsal kimlik meselesinden ziyade lider ve elit dönüşümüyle ilgili olmuştur.
İsmet İnönü’nün yerini Ecevit’in, Erbakan’ın yerini Erdoğan’ın almasında olduğu gibi siyasi partilerde yaşanan büyük değişimler de, siyasi eksen değil, siyasi lider değişiklikleridir.
Bu iki kök bir araya gelince, ‘lider sultası’ denilen mekanizma doğması pek zor olmaz..
Son zamanlarda MHP ortalama bir siyasi partinin yaşayabileceği tüm sıkıntıların yoğun olarak sergilendiği bir sahne.
MHP’nin yaşadığı kriz, özellikle liderlik mekanizmasıyla ilgilidir.
İtirazlar liderliğin yürütülme biçimine ve liderin dikte ettiği siyasi yönteme ve istikamete yoğunlaşmaktadır. Muhalif tutum ve çıkışları parti dışına iten, her itiraza çatlak ses muamelesi yapan ve bunun yanında siyasi olarak başarı kazanamayan, seçimlerde kayıp yaşayan, partinin geleneksel tavrı olan iktidara eklemlenme çizgisinden sapan, otoriter demokrasi ve otoriter istikrar döneminde dahi siyaseten geriye düşen bir lidere yönelik itiraz görünürdeki temel meseledir.
Ne olur?
Ağır bir tasfiye ve muhtemelen bölünme…